Meryem, sözün bittiği yerdeydi aslında..
Hiçbir savunmanın ağartamayacağı haldeydi.
Zaten ak olan, daha fazla nasıl ağarsındı ki?
Beyaz daha ne kadar beyaz olabilirdi?
Masumiyet kendisini nasıl savunabilirdi?
Varsın, onun masumiyetini infaz etmeye kalkan iddia sahipleri konuşsunlardı konuşabildikleri kadar..
O, konuşmayacaktı.
Susacaktı..
Kelimelerden de çekti elini eteğini..
Onun ''Kelimesi'' kucağındaydı çünkü..
Zikir, dışarı çıkmak gibiydi. İçeride saklı tutulan, dizginlenen, bağlı duran en iyi cins atların, bağlarından kopup dörtnala koşması, tırısa kalkması gibi iç dalgaların dışarı taşmasıydı. Zekeriya Peygamber Allah aşkıyla taşmıştı.
Bir kerahat vakti dayanamayıp uyumuşumda rüyamda korkunç yılanlar görmüşüm gibi baktım kadına. Başımda bir ağrı. Etini gösteriyordu kadın. Tırnakları ojeli. Yüzü makyajlı. Modern. Zavallı. Aciz. Kimsesiz. Rüyasız. Devletsiz. Rüyasız. Devletsiz. Etini gösteren modern kadın bu asrın kölesidir. Kölenin kölesi olunur mu? Kadına haysiyeti ve hürriyeti ancak İslam veriyor. Modern dünya aşağılık ve köle olarak kullanıyor kadını. Ne yazık ki kadınların çoğu modern dünyanın sunduğu imkanları 'özgürlük' sanıyor. Ya Rabbi, tarihte hiçbir Firavun kölesini bu şekilde kandırmamıştır.