“Dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler.” Bu söz, Ali Şeriati’nin işaret ettiği büyük çelişkinin aynasıdır. Benim gözümde insanlık tam da bu noktada ahlaki bir kırılma yaşıyor. İnsanlar artık aç olan komşusunu görmezden gelirken, ölümünden sonra yapılan gösterişli merasimlerle vicdanını rahatlatmaya çalışıyor. Bu durum sadece bireysel bir ikiyüzlülük değil, aynı zamanda sosyolojik bir çürümenin işaretidir. Toplumlar dayanışmayı kaybettikçe merhamet yerini ritüellere, vicdan ise sembolik davranışlara bırakıyor. Din ise insanı yaşatmak için vardır; fakat biz onu çoğu zaman ölülerin ardından yapılan bir geleneğe indirgedik. Oysa gerçek ahlak, komşu hayattayken kapısını çalabilmektir. İnsanlık bugün tam da burada sınav veriyor: İnanç ile merhametin, ibadet ile sorumluluğun arasındaki uçurumda.