Karl Marx, "Tanrıların itaatkâr hizmetkâri olmaktansa kayasına zincirlenmeyi yeğlediğini" söyleyen Prometheus’un, tüm düşünürlerin koruyucu azizi olduğunu yazmıştı. Bu, yaşamın özgürlükçü, yaratıcı ve cesur işlevlerini yenilemeye bağlıdır. Marx'in ifadesi, açıkça felsefe ile itaatsizlik arasındaki bağlantıya işaret eder. Düsünürlerin çogu, dönemlerinin otoritelerine itaatsizlik etmemişlerdi. Sokrates, ölerek itaat etmiş, Spinoza yetkililerle çatışmaya girmektense profesörlük pozisyonunu reddetmiş, Kant sadık bir vatandaş olmuş, Hegel devrimci gençlik sempatisini sonraki yıllarda Devlerin yüceltilmesi için dpgistirmisti. Buna rağmen, Prometeus yine de onların koruyucu azizidir. Dogru, onlar kendi sınıflarında ve çalışma odalarında kalmışlar, piyasaya çıkmamışlardır, bunun şimdi ele almayacağım birçok nedeni var. Fakat düşünürler olarak, geleneksel düşünce ve kavramların otoritesine ve inanılan ve öğretilen klişelere itaatsizlerdi. Karanlığa ışık tutuyorlar, yarı uykuda olanları uyandırıyorlardı, "bilmeye cüret etmişlerdi".