İçimden çıkacak olan suretlerden korkuyordum.
Bazılarının ezelden bilirdim,
Bazıları ise gizliydiler; kendilerini gösterdikleri zamanlar nadir ve bilinmezdi.
Keşfedenler için her şey mümkündü.
Keşfetmeyenler ise şaşıracakları günü bekliyorlardı.
İyi olmak, irademizde meydana çıkan en kolay şeydi.
Kötülükse daimi bir savaş içinde ve iyiliğin görünmez kökleriydi.
Gün yüzüne çıkan iyi duygulardı hep.
Göstermek istediğimiz yanımız gururla taşıdığımız sıfatlardı.
Köklerimizi toprağın altına gömerek unutmaya çalışıyorduk kötü tarafımızı.
Derine inildiğinde hatırladığımız ve ürktüğümüz şeylerdi.
"Ben kimim?"sorusundan ziyade "ben aslında kimim?"sorusunu sormak gerekirdi belki de.
Meleğin kanatları yük olur kimi zaman
Kimi zamansa o kanatlar taşır tüm bedenini.
Meleklerin yorgunluğu kanatlarının düşüklüğünden belli olur.
Gıptayla bakılan görkemli kanatlarının yerde sürünürken bıraktığı izler ve sesler vardır yalnızca.
Uçmayı bilmedikleri için değil
Kanatları kırık olduğu için de değil
Uçmak hevesi olmadığı için uçmazlar.
Hevessizliğin verdiği isteksizlik eşlikçisidir.
Uçmazsan kanatların ağır gelir.
Tam ortaya geçmiş, herkesin her şeyin ortasına; açmış kollarını öylece duruyordu.
Yüzünden okunmayacak olanlarla birlikte "alın sizinim" diyordu.
Kendini cömertçe sunmasına karşın kıymetinin düştüğüne kanaat getirecek kadar da farkındaydı.
Değersizleşirken tam da meydanda görünmez olmuştu sanki bir anda.
Öylece yanından geçip gidenlerin arasında tanıdık simalar da vardı.