Meğer yaşamak, anlam arayışıymış.
Tutunmak, düşmeyecek kadar ama gerekirse de bırakmakmış.
Yaşam ve ölümün bir arada gezdiği gibi zıtlıklar diyarıymış.
Öngörülemez olduğu kadar her şeyin önceden belli olduğu;
Basit olduğu kadar zor olan...
Her şeyin mümkün olduğu bir kuantum teorisinden başkası değilmiş.
Kim imanını eylemlerinden, inancını uğraşlarından ayırabilir? Ki saatlerini önüne serip, "Bu Tanrı için, bu kendim için mi; bu ruhum için, bu da bedenim için mi?" diye sorabilir? Bütün saatleriniz evrende benlikten benliğe çırpılan kanatlardır.
Çoğu kez kendinizi hazdan mahrum etmeniz arzuyu varlığınızın kuytularında biriktirmekten başka bir şeye yaramaz. Bugün ihmal edilmiş
gibi görünenin yarını beklemediğini kim bilebilir?
Senden bir şey isteyemeyiz, çünkü sen bizim ihtiyaç
larımızı daha içimize doğmadan bilirsin: Bizim ihtiyacı
mız sensin; bize kendinden daha fazla verirken aslında
her şeyi vermiş olursun."