Salih de bu evi hiç sevmezdi: “Hünkârın ahırı bile bundan rahattır. Padişahın atı kadar da olamıyorum!" derdi. Fakat rahatlığın dışarı hayatta değil, kafatasımızın içinde olduğunu bilseydi, tevekkül ederdi.
Ama neden katlanılmasın, canım. Katlanılır, bu sokakta yolumuza devam ederiz. İnsan bazen tıkanır, soluk alamaz olur, ya da içinden birini öldürmek geçer. Derken soluğu düzelir, işleyeceği cinayeti de işlemeden bırakır. İnsan artık bağırmaz, hıçkırmaz, katlanır. İki ölü. Bugünkü günde iki ölünün lafı mı olur?
Uyumak. Yukarıya dayanamıyorum artık. Artık kuvvetim kalmadı. Ben uyumak istiyorum. Ölü olmak. Bütün ömrüm boyunca ölü olmak. Ve uyumak. Nihayet rahat bir uykuya kavuşmak. On binlerce uyumak.