Belki de sahiden bir hayaletim ben. Dünden kalma, bugün artık kimsenin görmek istemediği bir hayalet. Harpten kalma, sulh için üstünkörü bir tamir görmüş bir hayalet.
Ben dışarıda, kapıların dışındayım, yine dışında. Dün gece kapıların dışındaydım. Bu gün yine dışında. Ben daima kapıların dışındayım. Ve kapılar kapalı. Oysa ben ayakları külçe gibi ve yorgun bir insanım. Açlıktan karnı guruldayan bir insan. Gecenin ayazında kanı donan bir insan.
Çalar kimisi sürüleri, kaçırır kadınları diğerleri,
Mihraptan kupayı, haçı ve şamdanı,
Övünür bunlarla yıllarca
Zarar gelmeden kılına dolaşır rahatça.
Üşüşüyor davacılar şimdi salona,
Oturmuş yargıç yüksek koltuğuna, Dalgalanıyor bu arada öfkeli akınlarla Giderek büyüyen isyanın kargaşası da. Serbesttir, alçaklığı ve suçlarıyla övünmekte, Suç ortaklarına sırtını dayayan kişi,
Ve: "Suçlu!" diye karar verilir,
Kendinden onu koruyacak kimsesi olmayan suçsuz hakkında.
Paramparça oluyor böylece dünyamız Kaybediyor tüm gücünü edepli davranış; Nasıl gelişebilir bu durumda akıl,
Bizi doğruya götürecek tek unsur?
Sonunda sağlam ahlâklı kişi de
Yöneliyor dalkavuklara ve rüşvetçilere; Cezalandıramayan hâkim,
Birlik oluyor sonunda suçluyla.
Karanlık bir tablo çizdim; aslında
Bir bahar havası görmeyi tercih ederdim.
(Sessizlik)
Kaçınılamaz kanunlardan;
Herkes zarar görüyor ve herkes katlanıyorsa buna,
Yağma edilir majestelerinin tahtı bile.