Leila

Leila
@Leilaleyl
Susardı, susmanın iç yangınını iki kat artırdığını öğrene öğrene.
Edebiyat
Reklam
Ayrıca bir kez şöyle adamakıllı âşık olamıyorsam suçlu ben değilim.
Sayfa 22
Edebiyat
Sakindir, kadındır, öğretmendir, Binlerce bıçak taşır göğsünde.
Edebiyat
Yani ki yaşamak ciddi bir hadisedir.
Rüzgardan mamuldür hayat, geçip gider. Geçip gider... Lakin fırtınanın dinmesini beklemek değildir yaşamak. Yağmurda dans etmek, kırılan bir bileğin üzerinde sek sek oynamaktır. Yani ki yaşamak ciddi bir hadisedir. Başlayan her şey bitmekle kaimdir. En uzun en çaresiz geceni düşün sabah olmadı mı? Ey Adem yazgının Sisifos'tan ayrı olduğunu kim söyledi sana? Hani şu ömrü boyunca koca bir kayayı dik bir dağın doruğuna yuvarlamaya mahkum edilen bahtsız. Ne zaman doruğa ulaşsa kaya elinden kaçar ve Sisifos her şeye yeniden başlamak zorunda kalır. Yolu yok, bulup buluşturacak gerekirse borç harç denkleyeceksin. Umut edeceksin! Çünkü güneş yalnızca umut edebilme kabiliyeti olan insanların yüzü suyu hürmetine doğar. Karamsar olmaya hakkın yok. İyi olacağız, iyi...
Edebiyat
Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa..
Ben de bu dünyaya düşmüş biriyim. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva, kimi zaman af dileyerek kırk yıl gözyaşı döken  dem gibiyim. “Ben neyim?” diye gelmedimse de dünyaya, belli, “Ben neyim?” diye diye gideceğim. Parmaklarımın ucunda yükselerek bir pencere aralığından, batan güneşi gördüğüm günden beri, gökyüzünün rengini, yeryüzünün derdini seçebilirim; ışıklı, bulutlu, denizliyim. Dalgaların ve yağmurun dilini az çok bilirim fakat neyi bildiğim gibi nereli olduğumun da henüz farkında değilim. Sahibinden yitik havza; rüyalar devşiririm. Dağılır mürekkebim beyaz örtüler üzerinde. Bir türlü bir araya gelemediğimi fark ederim. Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa. Ben desem bile bu bambaşka bir ben oluyor. Azaplardan azabennâr seçiyorum. Nâr üzeri dört elif. İmlâları bozuyorum. Zamanın hızı kesmez beni, dili acıtmaz, mesafesi durdurmaz. Elimi uzatsam, kendi kaderime dokunacağım. Ben ki, hep özne oldum ömrümün cümlesinde, lâkin hiç eylem olamadım. Kadrajında yer tutsam da kartonunda yerim olmadığını bildiğim fotoğraflarda bile gülümsedim objektife. Bildim bilinmesi gerekeni. Ama yaşamaya sıra gelince adamakıllı tökezledim. Eylemim yok, baştanbaşa teoriyim. Ama işte! Tepeden tırnağa yara olan da benim.  “Hiç yara almam,” sanırken aldığı yaralardan tanınan biriyim ben. En şaşılacak yerde kurağa düşmesem adım çöl olmazdı. Kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. Şeyhimiz Galip bizden şanslıydı. Ateş denizinde mumdan gemiler yüzdürürken hangi tarafın zararlı çıkacağını baştan biliyordu. Oysa biz, cam ırmağında taş gemi yüzdürürken sadece ırmağın değil geminin de incindiğiyle şaşkın kaldık.  Ben ki kırk yıldır tufanda dalga, illâ’da lâ, Kerbelâ’da belâyım.
Edebiyat