Bir akşam uyudu;Uyanmayıverdi.Aldılar, götürdüler.Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.Duyarlarsa öldüğünü alacaklılarHaklarını helâl ederler elbet.Alacağına gelince...Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
“Bir başkaydı Sabri... Adam mayasıydı tam... Kopar kopar adam yap... Has adam ama... Has adam..." (s.135)
Evet Sabri tam da böyleydi. Has adamdı. Sabri’yi çok sevdim ama çok da kızdım.
Kitap boyunca Sabri’ye sordum durdum. Neden? Neden? Neden?
Söyle Sabri, neden hiç isyan etmedin? Neden, ‘yeter artık baba, ben de senin evladınım’ demedin? Ama sen isyan edeceğine, her şeye rağmen o canavar babayı sevdin. Murat bile sana yaptıklarından dolayı düşman olmuşken, sen ona nasıl baba diyebildin?
“… canavarın tekiydi babam. Kötülük içine işlemiş derler ya, öyleydi.” (s.110)
Okumayı o kadar çok severken, o kadar başarılıyken seni nasıl okuldan alır? Neden ‘okumak istiyorum’ demedin. Neden? Neden? Neden hep sustun?
“…onca güzel okuyan Sabri'yi aldı okuldan babam. Göndermedi.” (s.116)
Bir baba çocuğuna bunu nasıl yapar diyeceğim de, var böyle babalar maalesef.
Ya o cazgır kadına ne demeli. Tükürsen tükürüğüne yazık biri için, hiç sesini çıkarmadan yıllarca kahrını çektin. Manyak kadın, zevk alır gibi, bir de;
“Öyle şeyler yaptım ki ona, insan düşmanına bile yapmazdı hani…” (s.70) diyor.
Şeytan da bana ‘vur kafasına kazmayı’ diyor. Her ne kadar cezayı savunmuyorsam da bazıları hak ediyor. Sabri’nin manyak karısı gibiler mesela.
Annene de çok kızdım. İnsan hiç mi çocuğunu korumaz?
“Gel gör ki, ağzını açıp tek söz söylediğini hatırlamam babama. Bir yol olsun, 'Neden böyle yapıyorsun, Sabri de senin oğlun değil mi?' diye sormamıştır.” (s.111)
Ama öyle hayat galesine düşmüştü ki, gözü sizi bile görmüyordu.
“bir çalışma fırtınasının içindeydi sanki! Bizi var gücüyle sevmeğe bizim çocuk isteklerimize karşılık vermeğe zerre kadar gücü ve zamanı yoktu. Her şey gibi, sevmek te bir zaman işidir tabi..." (s.113)
Ah Sabri, ne çekmişsin sen. Ama yine de hayata güzel