⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Eksik insanın ruhunda ve zihninde Tanrı hep sabit, Tanrı’da insan hep dönüşüm içindedir, tanrı daima insanı anlar fakat insan bunun için çaba ve fikir göstermez. Dünyevi şeylerle sorumlu olarak zamanını geçirir, belirli bir gerçek dışında farklı gerçeğe kulak asmaz; hatta onu lametler, böylelikle ne kendini, ne de başka insanları tanımadan ölür gider. Büyük bir saygınsızlık, sıradanlık içinde.
Felsefe
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Felsefe— deneme/şiirden, kitabımdan alıntı.
Tanrı’ya şükürler olsun; Tanrı en özel kıldıklarına aşkı yaşatır. Tanrı’ya şükürler olsun; Tanrı en sevdiklerine kendisini sorgulatır. Bir dönem vazgeçsen de, sımsıkı bilinçli tutunmak daha özeldir, cesaret etmek, bilgelikle getirdiği acıyla.. “Tanrı’ya inanmak değil mesele, Tanrı’yı bilmek.” Budur ruhumuza acıyı hevesi veren, budur asıl cennet. Ruhun yolculuğu ise şiir gibi, bir önceki mısra cehennem azabı gibiyse, Gözyaşının yanağını değil, bambaşka bir fiziki gücü işgal etmesi evrimdir. Şiirin sonu cennet olabilir, bak göremiyorsun Ne olursa olsun, elindeki yaşam bir ödül Bazı cezalar ruha ödüldür, kalıcı olması için, bazı acılar gözükür, bazı dönüşümler içseldir. Bak, gidiyorsun, Bak, insanlar savruluyor Büyük bir zevkle Tanrı’yı unutuyorlar! Eğer hatırlıyorsan kendini, Düşünüyorsan özellikle saatlerce mabedinle Sana özel olanı, niçin yaratıldığını Bil ki derinliklerinde cehennemi; Özünün kutsalında ise cenneti taşıyorsun.
Edebiyat
İnsan çalışırken, izliyor kendini sayfalarca Birden durup filme alıyorum kendimi Kederimi, yorgunluğumu ve gölgemi Sayfa sayfa, kendime dönüyorum Keşke beni, ben olduğum için seven bir ailem olsaydı Keşke kırlarda çiçekler açsaydı Keşke, keşke demek yerine hayatımız olsaydı Kuşlar gibi uçsaydık, arılar gibi konsaydık bedenlerimizin üzerine sevgiyle. Bu kentte özel olan ayıp, ayıp olan güzeldir Sevişirken kaçar, kavga ederken gösteririz Peki, neden böyleyiz? İnsanoğlu hastalığının üzerine gönderilmiş sığ bir zincir gibiyim, Hiç olmasam daha iyidir diyorum çalışırken Sahi, bu kadar sevmez mi insan tutsaklığı? Ben sonsuza dek kendimi izleyip Kendimi çözmek istiyorum Sonra Tanrı’nın karşısında şiirler okuyup sevmek Belki, daha çok; İnsan durup düşünmeli Kenardan kenardan izliyorum insanları, Hiçbir kez onlara katılmıyorum, dünya koca bir kirli nehir, akıyor üzerlerine ve boğuyor insanları İnsan ayrılmadan, göremez üzerindeki kirliliği; Tanrı bundan ölümü yaratır. Kendimi yargılamıyorum, onaylanma kabul görme çabasını yargılıyorum..
— Senarist.
Tanrı nasıl yaratılışı seyrediyorsa, bir senarist ve yönetmen de öyle izler sinemasını. Sessiz, sedasız; çocukluğundan bu yana yaptığı gözlemleri hissederek, film sahnesindeki dedektifi en sırlı şekilde oynayarak, çok kötü hâldeyken, iyiyim demenin cesaretidir bu, başkasına kanmamak için, kendini kandırırsın, Tıpkı gözyaşı gibi, gözleri açıp kapayıncaya dek Düşer sinema ruhun perdelerinden. Tanrı’nın büyük tabloya baktığı gibi bakar yönetmen iç dünyasında, Ben bir yazar olarak, şiirlerimi sonradan okuyamıyorum Dayanamadığım tek çıplaklık, beni sarhoş eden tek gerçeklik bu.
Felsefe
Sinema — Senaryoda İlk adım.
Daha dolu yaşamazsın, her anı yaşayamazsın çünkü en yoğununda en hafifini, en hafifinde en yoğununu arzularsın. Çocukluğumu daha dolu yaşasam, daha çok insan görsem, daha derinlere dalsam der insan; o anında ise.. Keşke kendi kabuğuma çekilsem, kimsenin yüzünü görmesem diye sızlanmaya başlar. “Keşke daha da yoğun yaşasaydım” demeye başladım kendime, 19 yaşımda.. 5 yaşındaki çocuğu içimde taşıyarak bakmaya, anıyı geçmişe itmeye başladım, sanki geçmişe aitmiş gibi aktarmaya çalıştım içten içe, bazen geçmiyor zaman, bazense hiç durmuyor.. Geçmiş, doğuma yaklaştığından acı Gelecek ise ölüme yaklaştığından kaygı getirir. Sen daha yoğun değil, o anın duygusunu içinde daha derin yaşadın; bundan hissettin her şeyi, gördüğün her figürle, her insanla empati yaptın, bundan bildin her şeyi.” Bak görüyorsun, Tanrı gibi baktın insanlara, İlahi bakış açısıyla, Sen şiirlerinin de, sinemalarının da üçüncü göz şahısısın; Kendinin bile, böyle görüyor, böyle anlıyor, böyle seviyorsun kendini.
Edebiyat