⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Seni lüks içinde yaşatacak şey para değil; sevgi. Sevginin kutsallığında sarhoş olduğunda; tüm gördüğün gerçeklik birer yalan olacak; yaşadığını, en önemlisi ruhunun varlığını hissedeceksin. Tanrı da bunu yaptı; evreni, görülmeyeni yarattı. İşte şairlerin tüm gördüğü bu; İnsanlardan tiksinti ve onların açlığı. Ruh bir kez kendini bulduğunda, dışarıdan hiçbir gereksinime aldanmaz, hiçbir şeye, hiç kimseye ihtiyacı kalmaz. Yeni dünyanın bize yaptığı aşağılama bu; ruhsal açlık, kayıp ve cehalet. Düşünmemenin, sorgulamamanın ne hâle getirdiğini hiçbir zaman anlayamaz uyuyan kişi, derin, haz dolu bir uykudadır; onu uyandırmaya çalışanlardan ise tüm hazlarıyla nefret eder. Zalimler, Sokrates’i ölüme mahkûm etti, sonsuza dek yaşadı o, ölürken -uğurlu sözlerle ölmek gerek- dedi. Sonra hiç benzi solmadan, korkmadan, tereddüt etmeden zehri içti. “Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacaktır.” -L.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Senaryodan..//
“Varlığı seni bir gün terk etse de ruhun seni hiç bırakıp gitmeyecek, sana sevgiyi öğreten bendim; Tanrı’dan öğrendiğim aşk hiç dinmeyecek. Önemli olan ruhu yetiştirmek, kendine kazandırdıkların seni hiç terk etmeyecek. Senin aşkın bana dünyayı kazandırdı, şimdi.. şimdi Tanrı’dan gelen ne varsa biliyorum, sanatın tüm dallarını anlıyorum, çünkü ruhunun tüm zincirlerini kırdım.. sen gitsen bile, ben sanatı yarattım. Tanrı’da yaratmazdı; şayet sevgisi olmasaydı…” -L
Edebiyat
Artık paylaşamam seni.. yelkenler indiğine göre, Kendime ait olmayan tüm bu yerlerde kaybettiğime, En çok kendime kızdığım yerde Nasıl sen oluyor tüm bu sular? Akan akıntıda gözyaşımı görüyorum, Anılara dönüyorum fakat gözükmüyorum Ben sende var mıydım.. hep olduğum yerde Nasıl yok oluyorum, ağlamıyor mu zamanlar? Artık seni düşünemiyorum.. Tüm okyanusum yutuyor yelkenleri; sözleri.. okunmuyorsa şiirlerim, olduğun yerde, Nasıl anlamıyorlar.. sensiz yaşamıyor onlar. Bazen şiire susup evrene konuşuyorum, Ağaçlar büyük bir rüzgarla savruluyor; özlüyor.. Hissetmiyorsam altındaki anlamı, Neden yaşıyorum? Tanrı’dan alıntıdır metaforlar. — Enkazın altında, ağlayan bir çocuk.. Tüm aşkıyla hem; tüm derinliğiyle, yaşanmışlıkla Rüya değil bu, gerçeklik Derinlemesine hem de; kanatırcasına aşkıyla. -ℒ
Şiir
Sadece..alıntı. Kendimden.
“Bilemiyorum.. bence dünyada milyonlarca ‘ben’ var.. nasıl insanların içindeki benliğimi bu denli derin hissediyorum? Nasıl kafamın içinde milyonların hikâyesi var, nasıl şiir yazıyorum, Nasıl hissediyorum ve nasıl senaryolar oluşuyor? İnsanlığı fazla olanlar bu derinliği kaldıramıyor mu? Üstlendiği çok fazla düşünce oluyor, ağır geliyor sonra, yalnız kalıyor, fazla düşünüyor.. Fazla.. Daha fazla.. Zihnimin içi Tanrı gibi, herkes binbir çeşit Ruhumun içiyse empatinin derinliğinde, Bence dünyada binlerce biz var, her birimiz ötekimizin içinde kendimiziz, parçalardan oluşmuş evrenleriz, hüzün bu şekilde var oluyor ve güzelliği bulmak, kendini bulmak, bulduğunu sevmek mutluluğa ulaştırıyor. Yoksa, rüzgarın estiği anı nasıl Tanrı’nın cevabı olarak algılayabilirdim, evrenle konuşmasaydım.. Kendimle de konuşamazdım belki, var olamazdım.”
Script /
“Ne zaman yakalayacaksın hayatında disiplini?” - Bilemiyorum..bilemiyorum. Ben de bir zamanlar disiplinliydim Mariana. Onu severken öylesine disiplinliydim ki attığı adımların çizgisini bozmazdım, o uyurken kirpiklerini sayardım teker teker, dudaklarındaki çizgiyi geçmezdi parmaklarım, nefesi nefesimle uyumlu gitmek zorundaydı, biz cennete erişmek zorundaydık.. Öyle disiplinliydim ki ruhuna erişmek uğruna, gece ne zaman yanıma gelse, saate bakar, dakikası saniyesine uyacak şiir gibi uyanık kalırdım, uykusuz kalırdım, onsuz kalırdım bazen.. yine de yenilmez beklerdim, sonsuza dek gitse bile. Bizim öpüşmelerimiz şiir gibiydi, o geldiğinde, şiirlerim de disiplinliydi benim, her gün, her dakika şiir yazardım. Aşk sağlıyor galiba bunu, içimdeki ateşi aşk körüklüyor.. o olmadığından beri, neye odaklanacağıma şaştım, yolumu kaybettim.. çok yol çıktı güzelliğime, yeteneğime, enerjime belki.. ama ben yoktum, ben geçmişte kalmıştım, eski disiplinimde, sağladığım tek disiplinde. Ben dünya köleleği için disiplinsizim Mariana, ama bunu yapmak zorundayım, yüreğimi kanatan da bu.. yemin ederim bu..” Onun ağzından çıktığında, gücüm yeterdi her şeye.. yapardım her şeyi, bitirdiği her kitabı okurdum tek gecede; şiirler, denemeler yazardım bir de üstüne. Onun gitmesi Tanrı’nın dünyayı bırakması gibiydi, savaşları umursamaması, her şeyi insanlara bırakması gibi, tüm yükü, tüm yenilgiyi üzerime aldım ve en sonunda ezildim. Kafka’yı anladım bu yönde, bu adımlar koşmayı, belki uçmayı öğretecekti ama ben onunla disiplinle emeklemeyi özledim, uçmayı sevmedim ben, onun ruhunu paylaşmayı sevdim.. yaşamı sevmeden, kabul etmeden disiplini de sağlayamıyor insan, oyalanacak şeyleri sevmeye çalışıyor, bu zorunluluğu kabulleniyor, gerçekliği değil.. -Letavitsa.
Alıntı