Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı;
En yüce şekilde yarattım ruhumda,
Benim evrenimde,
Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı.
Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Yıldızlar düşer omzuna,
Bir melek üfler ruhuma.
Doğduğum gündür o gün,
Varlığıma varlık edildiği gündür,
Parçaların tamamlandığı, ruhumun verildiği gündür.
Omzundakiler ağır olsa da,
Yıldızları edendir, gönlümü yeşertendir ruhun.
Vardığım, varlığındaki ruhun.
Hayat değil ki, sevgiye yetişmek.
Yaşamak dediğin gönlünde yetişmek, ruhuna erişmek; yüceliğe.
Şiir yazmadan,
Sevdiğimi söylemediğim
Bir ruhta yücelik,
Tanrı’da.
Bana sen öğrettin şiiri de, Tanrı’yı da.
Rengin hiç bilmediğin topraklarda gizli,
Ölünce görülmesine izin verenlerin izi.
Tanrı’nın karşısında durduğunda ruhun, saflığına kavuştuğunda, dünyada hiç kavuşmadığı kadar;
Göreceksin, rengin dünyada anlamı nedir,
Nereye götürür beni, cennet nasıldır?
Kederin toprağa akmasına izin ver,
Canlıyken gör mezarları, yaşam ver,
Tanrı’nın üflediklerini kalıcı hâle getir her nefeste,
Nefes zincir değil, tutsak değil yaşamak; yüksekte.
Kederin içine akmasına izin ver,
Zehirli ağaçlar büyüt toprağımda,
Canlı kıl beni, yaşarken çiçeklerini ver.
Nasıl ölüm gibi kokuyorsa yaşamak,
Ölümden sonra yaşamak ki, öylesine ölmek.
Yalnız kal ve gör ruhunu, içinde büyüyenleri,
Canlı kal ve şiir yaz Tanrı’ya, anlat içinde ölenleri.
-Letavitsa.
Resimlerimin altında şiir, şiirlerimin altında resim var. Sanırım bir varlığın anlamı dolmadıkça “varlık” hâline gelemiyor. Öyle uçlardayım ki şiirlerime film, resimlerime hikâye yazıyorum. Sanırım sanatın tam ucundayım, tam ücrasında.