Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı;
En yüce şekilde yarattım ruhumda,
Benim evrenimde,
Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı.
Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Sen aya baktığında oradaysam,
Nasıl bitmek isterim?
Mavilere hapsolmuşsam,
Karanlığın sahip olmadıklarına nasıl sahip olmak isterim?
Sana sahipken, nasıl başkasına sahip olmayı isterim?
Varlığımdan vazgeçiyorsam,
Yok oluyorsam yahut giderek sen oluyorsam,
Elbet mümkündür seni sende aramak,
Derinlerde bana ulaşmak.
İsterim ki hiç sabah olmasın,
güneş gecelere doğsun
gecelerde kalalım sonsuza dek,
sonsuzlar da gecelerde kalsın,
geceleri ruhum bu denli acımasın.
Gündüz ve gece birbirine karışsa da,
İnsanlar kıyamet dese, felakete karışsa da,
Biz karışmayalım onlara.
Mavi kalalım ve gecelerde dönelim güneşin vadettiği evren rengi yaşamlara.
-Letavitsa.
Hep bir ağaç diktiğimde,
tohumların oluşturduğu fidanların altında
Senin yattığını düşünürüm.
Bu sayede gözyaşımla beslerim ağaçlarımı,
bende kurusun sende açsın diye düşünürüm.
Bende yaşamaya değer ne varsa,
Sende yaşasın ve sende can bulsun; dünyada.
-Letavitsa.
Keşke insanların çıkarları olmasaydı da
yazmasaydım bunları.
İnsanların, insanlar üzerinden çıkarları ne büyük illetse, Tanrı üzerinden çıkarları da beni öyle felakete sürüklüyor..
içimdeki kutsal his kendini derin sulara bırakıyor.
Tanrı’nın cezalandıracağına inanıp ibadetini yerine getirenler..
Tanrı sevgisi insana her şeyi yaptırır, inandığın şeyde zorlanmak, zorunluluk hissetmek ne aciz his. Keşke yalnızca Tanrı için yapsanız her şeyi. İçinizdeki sevgi için. Gidilen, görülen yerler için değil.. Üstelik, Tanrı’yı seven her şeye razı olmaz mı? Dünyada cehennemi de tadarsın, cenneti de. Merhametli ellerle sana dokunacak Tanrı hâlâ vardır.. çıkarsız inanan insan için Tanrı hep vardır.
O sevginin kendisidir, saf sevgi içinde sevgiden başkasını taşıyamaz, başka ihtiyacı, umutları yoktur onun. Yalnız sever.
Yalnız sevecektir!