Artık dünyaya geri döndüğün için, karanlığın yanında başka nelerin olduğunu hatırlayabiliyorsun.Karanlığın ağır basmasının nedeni, yalnızca sevmenin ve gerçekliği yaşamanın verdiği ışıktan baskın çıkmasıydı.
İnsan,bir ruhun kâinattaki tekâmülünün vasıtası ve ifadesi olan varlığa tahsis edilmiş madde cüzülerinden müteşekkil kombinezonlar bütünüdür.Demek ki beden;bir varlığın dünyadaki hizmetine tahsis edilmiş,kendi inkişaf zaruretlerine göre kullanabileceği maddi bir vasıtadır.Varlık; hakimiyeti altında ve hizmetinde bulunan bedenin kaba maddi durumundan istifade ederek onun vasıtasıyla dünya maddelerine tesir eder.Bu olaylar bedenin tabi olduğu satıh zamanı realitesine göre cereyan eder.Buna mukabil,maddelerden gelen tesirler kürevi zaman idrakiyle kıymetlenerek varlığın idraki kanalıyla ruha aksederler.Bu suretle ruhun tekâmül ihtiyaçları karşılanmış olur.
Ne olursa olsun,illet ve neticeleri bilinmeyen hadiseler insanlar için boş ve gayesiz kalır.Ancak,hakedilmiş acı veya tatlı hadiseler arasında yoğrularak onların içinden muzafferiyetle veya mağlubiyetle çıkmış olmanın illiyet prensibi muvacehesinde geçirilecek kıyas bilgisi yardımıyla idrakine varılmış neticeleridir ki tekâmül unsuru olan öz bilgileri meydana getirir.
Bizim kadar duygusal toplum var mı şu dünyada?Yatıp kalkıp duygularımızdan bahsederiz biz.Hangi ülkede bizim kadar çok orada bulunmayan, bırakıp gitmiş,terk etmiş sevgiliye şarkı, türkü yazılır?Bizim şarkılarımızda sevgili asla şarkıyı söyleyenin yanında değildir.Her şey olup bittikten sonra şarkıya geçilir bizde.Sanki bütün toplumun aşk hayatını Hakan Altun yazmış gibi...Herkesin birilerini deli gibi özlediği,dokunsan ağlayacak gibi olduğu bir ülke bizimkisi.İşimiz gücümüz özlemek.Ya şu ilişki mevzusunu beceremiyoruz ya da hepimiz işsiziz.Çünkü işi, gücü,bir meşguliyeti olan insanlar sabah akşam birilerini bu kadar özlemez.Ki işsizlik rakamları da ortada.