Levent

Dejenere bir ask hikayesi...
6/10
·544 syf.··
2019 19. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2019 11:06
Reşat Nuri Güntekin'in "Çalıkuşu" adlı eseri, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde geçen ve toplumsal yapıyı derinlemesine inceleyen bir aşk hikâyesidir. Yazar, Osmanlı eğitim sisteminde şekillenen düşünceleri ve dönemin fikrî akımlarından aldığı ilhamla, toplumsal gözlemlerini bu romanında ustalıkla yansıtır. Toplumsal Yapının İncelenmesi Güntekin, eserinde dönemin sosyal hayatını, akrabalık ilişkilerini ve kültürel değerlerini titizlikle işler. Yalılarda yaşayan üst tabaka ailelerinden, yabancı okullarda eğitim gören gençlere kadar geniş bir yelpazede toplumsal yapıyı ele alır. Roman, başlangıçta bir piyes olarak düşünülmüş, ancak daha sonra roman formuna dönüştürülmüştür. Aşkın Değişen Yüzü Günümüz değer yargılarıyla değerlendirildiğinde, kuzenler arasındaki bu aşk hikâyesi "dejenere" olarak nitelendirilebilir. Ancak, eserin geçtiği dönemin sosyal normları ve ahlaki değerleri göz önüne alındığında, bu ilişki farklı bir perspektif kazanır. Güntekin, bu aşk hikâyesi üzerinden dönemin ahlaki değerlerini sorgular. Kadının Toplumdaki Yeri Romanda, kadının toplumdaki ikincil konumu çarpıcı örneklerle gözler önüne serilir. Rumelili kadının, kendisini terk eden kocasının peşinden giderek ikinci eş olmayı kabul etmesi ya da Çanakkale'deki yaşlı adamın Feride'yi ikinci eş olarak istemesi, dönemin kadın algısını net bir şekilde ortaya koyar. Anadolu'nun Portresi Feride'nin Bursa'nın bir köyündeki öğretmenlik deneyimi üzerinden, Anadolu'nun geri kalmışlığı ve eğitim sisteminin yetersizliği eleştirel bir bakış açısıyla ele alınır. Yazar, Zeyniler köyü üzerinden tüm Anadolu'nun panoramasını çizer. Edebi Değerlendirme "Çalıkuşu", döneminin sosyal ve kültürel dokusunu yansıtmakta başarılı olsa da, tarihsel olayları (I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı) derinlemesine işlemez.
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Sukeyna isimli okura yanıt verildi
Levent
Çok teşekkür ederim, yorumunuz beni gerçekten mutlu etti. Beğenmenize sevindim.
Reklam
Ama şimdi artık çok eski bir soydan gelen birçok Rus ailesinin, karşı durulmaz bir güçle, kitle halinde ‘rastlantı sonucu’ meydana gelmiş aileler haline geldiğini ve genel düzensizlikle karışıklığın içinde eriyip gittiğini söylersek, daha doğru davranmış olmayacak mıyız? Bu rastlantı sonucu meydana gelen ailelere siz de yazılarınızda biraz değiniyorsunuz. Evet, Arkadiy Makaroviç. Siz rastlantı sonucu meydana gelmiş bir ailenin bireyisiniz.
1000Kitap
Levent
Dostoy, Aristokrat ailenin dağılmasını çok önceden görmüş
Dissosiyasyon
Koşarken bir yandan da sayıklamaya ve hayal görmeye başlamıştım. Ama çok iyi anımsıyorum ki, bilinçli olarak hareket ediyordum. Bununla birlikte kesin olarak söyleyeyim, bilincim yerinde olduğu halde birtakım düşünceleri aklımdan geçirebilecek ve bunlardan sonuçlar çıkaracak durumda değildim. Kendim bile o dakikalarda “bazı düşünceleri zihnimden geçirebileceğimi, bazılarını ise artık hiç düşünemeyecek durumda olduğumu” hissediyordum. O sırada verdiğim bazı kararlar da, bunları tamamen bilinçli olarak verdiğim halde, pekâlâ mantığa aykırı olabilirdi. Yalnız bu kadar da değil; çok iyi anımsıyorum, zaman zaman şu ya da bu kararımın tamamen saçma olduğunu kavradığım halde, tamamen bilinçli olarak, bu saçma kararı gerçekleştirmeye kalkışabilirdim. Evet, o gece tam bir cinayet havası vardı ve cinayet işlenmediyse, bu tamamen rastlantıyla olmuştur.
Psikoloji
Levent
Uzayıp giden bir yığındı. Sanki orası bir odun deposuydu. Yığın, duvarın boyunu hemen hemen bir sajen kadar aşıyordu. Birden durup, durumu düşünmeye başladım. Cebimde küçük, gümüş bir kibrit kutusunun içinde balmumuxcvi kibrit vardı. Tekrar ediyorum, o sırada düşündüğüm şeyin ne olduğunu, ne yapmak istediğimi iyice biliyordum, şimdi de o anda bilinçli olduğumu anımsıyorum, ama o yapmak istediğim şeyi niçin gerçekleştirmeye kalkıştığımı bilmiyorum. Hiç bilmiyorum. Sadece birden içimde büyük bir istek uyandığını anımsıyorum: ‘Duvara kolayca tırmanılabilir,’ diye düşünüyordum. Tam da sırasıymış gibi hemen orada, iki adımlık uzaklıkta duvarda bir kapı gördüm, herhalde aylardır sımsıkı kapalı kalmıştı. Düşüncelerime devam ederek kendi kendime söyleniyordum: ‘Aşağıdaki çıkıntıya basarak kapının üst tarafına tutunup duvara çıkılabilir, kimse de fark etmez. Hiç kimse yok ki ortada, her taraf sessiz! Çıktım mı, yukarıda duvarın üzerine yerleşir, odunları kolaylıkla yakabilirim.
Warwick Üniversitesi'ndeki [ İngiltere ] matematikçi Pe­ter Backusin yaptığı araştırmaya göre bir kimsenin 'doğru in­sanı' bulma şansı 285 binde 1...
Sayfa 72·Kitabı okudu
Alıntı
Levent
Backus'un Kendi Deneyimi ;Hesaplamayı yaptıktan 4 yıl sonra evlenmesi, modellin "şans" faktörünü göz ardı ettiğini gösteriyor 😁