Nassim Nicholas Taleb’in Aldatıcı Rastlantısallık kitabı benim için, hayatta ve özellikle finans dünyasında şansın ve rastlantının ne kadar etkili olduğunu sorgulatan, ufuk açıcı bir eser oldu. Kitabı okurken, çoğu zaman başarılarımızı ya da başkalarının başarılarını kendi yeteneklerimize bağlama eğiliminde olduğumuzu, ama aslında işin içinde büyük bir oranda şansın rol oynadığını fark ettim.
Taleb, örneklerle gösteriyor ki; bazen tamamen tesadüfi olayları, sanki bilinçli bir planın sonucuymuş gibi yorumluyoruz. Özellikle finansal piyasalarda, kısa vadeli kazançların çoğu zaman şans eseri olduğunu; ama insanlar bunu kendi zekâlarına ya da analizlerine bağlıyor. Oysa uzun vadede belki yetenek etkili olabilir, fakat rastlantı her zaman işin içinde.
Kitapta en çok dikkatimi çeken konulardan biri de, insan psikolojisinin tuzakları. Mesela, genellikle sadece başarılı olanların hikayelerini duyuyoruz ve onların yöntemlerini örnek alıyoruz. Ama aynı yöntemleri uygulayıp başarısız olanları hiç görmüyoruz bile. Bu da bize yanıltıcı bir tablo sunuyor. Ayrıca, olaylar olduktan sonra “Zaten böyle olacağı belliydi” diye düşünmek de çok yaygın bir hata; halbuki çoğu şey tamamen öngörülemez.
Finans dünyasında ise Taleb’in risk yönetimiyle ilgili eleştirileri çok yerinde. Çoğu finansal model, beklenmedik ve yıkıcı olayların (Taleb’in deyimiyle “siyah kuğuların”) ihtimalini küçümsüyor. Oysa gerçek hayatta, bu tür beklenmedik olaylar sandığımızdan çok daha sık yaşanıyor ve büyük sonuçlar doğurabiliyor. Bu yüzden, Taleb’in önerdiği gibi, sistemleri rastlantısal şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmek gerekiyor.
Taleb’in anlatım tarzı da çok etkileyici; hem gerçek hayattan hem tarihten örneklerle konuyu anlaşılır ve akıcı bir şekilde aktarıyor. Farklı disiplinlerden beslenerek,