Coğrafya kader değildir çünkü aynı coğrafi bölgede güney ve kuzey Kore’ye bakmak yeterli. Ancak doğduğun millet, o milletin kolektif ahlakı, örf, adet gelenekleri içine doğmak kaderindir. Aynı geniş aile içinde bile sahip olduğun çekirdek aile hayatını bambaşka yapabilir. Mesela kuzenlerinle bile aynı standartlara sahip değilsin. Bu baba yerine diğer kardeşin çocuğu olsan koşullar çok değişebilirdi. Vs vs.
Kadın.
Gelişmemiş ya da bizim gibi yer yer gelişmemiş ülkelerin kanayan yarası. Bu toplum ya da ailelerdeki erkekler bütün bu bastırılmış duygularının, egemen olamamanın, yenilmişliklerinin, maddi ya da manevi iktidarsızlıklarının hıncını kadınlardan çıkarırcasına hunharca davranır, örf adet adı altında kadını ezen, acı çekmesine neden olan, kadını insan olmanın değerinden mahrum bırakan türlü türlü eziyetler icat ederler, etmişlerdir. Toplum ne kadar geri kalmışsa kadının yükü de ezilmişliği de o kadar artmakta.
Hayat bu kadınlar için bu kadar zor olmamalı.
Hiç anlayamadım benim koşullarımdan daha iyisine sahip olanların benden fazla neyi olduğunu, onu hiç çaba sarfetmeden elde etmelerindeki adaletsizliği. Benim kendimi parçalarcasına elde etmeye çalıştıklarımın başkalarının önüne serilmesini. Ya da tersinden düşünecek olursam benden daha kötü koşullarda olanlardan benim ayrıcalığımı
Bu dünyaya bu pencereden bakmak başlı başına hata. Çünkü dünyanın mayası böyle çalınmış, düzeni böyle kurulmuş. Afrika’da kadın olmakla Norveç’te kadın olmak arasında kocaman bi fark var. Amcamın kızı olmakla babamın kızı olmak arasında bile, ailenin küçük kızı ya da büyük kızı olmak arasında bile fark var.
Öyleyse bana düşen ne ?
Nasıl bakmalı hayata ki tahtaları oynatmayayım
Sanırım bu işlerin sırrını tek Bilen’e bırakıp elindekine sabredip daha iyisi için azimle ve kendini
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,7bin okunma
Kitaba puan vermedim haksızlık etmek istemem. Felsefeyle ilginiz yoksa okumayın şahsen bana hitap etmiyordu ancak çok beğenilmiş bir kitap olması dolayısıyla bana birşeyler katabilir düşüncesiyle okudum. Yanılmışım katmadı Eğitimci olduğum için az çok hatırlıyorum temel felsefeyi ve bu yaş ve bilim bu noktadayken yıllar önce insanların düşündüklerinde bazılarının çok yanıldığını bazılarının da teknoloji olmaksınız nasıl bu kadar doğruya yaklaştığını görmek şaşırtıcı. Bi örnek eski dönem felsefecilerden biri akıl ve ruhun birbirinden bağımsız olduğunu söylüyor. O zaman alzaimer hastaları eğer ruh akıldan bağımsızsa niye geçmişten kopuyor akıl hastalandıkça niye tecrübelerinden uzaklaşıp akılsız gibi davranıyor? Olmadığı bi kişiliğe bürünüyor?
Felsefeyi eleştirmek haddim değil ancak ben insanın bilebileceklerinin sınırı olduğunu düşünüyorum. Mesela bi konu da nesneleri doğayı doğmadan önce biliyor muyduk yoksa yalnız tecrübelerimizle mi öğrendik. Çoğu başka görüşte. Nereden bilebiliriz ki. Doğduktan sonra bile belli bi dönemimizi hatırlamıyoruz. Mesela bi diğer soru uzay sınırsız mı. Kim bilebilir. Benim için sıkıcıydı
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma