Leyla Arslantaş

Leyla Arslantaş
@Leylifun
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Editör
Lisans/Yüksek Lisans
29 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2022 18:14
Eser, Josef K. adlı bir kişinin bir sabah uyandığında odasında görevlilerle karşılaşıp onlardan "tutuklu" olduğunu öğrenmesiyle başlar. Ancak neyle suçlandığını hiçbir zaman bilemez. Böylelikle bir yıl sürecek olan "dava" süreci başlar. Eser bize distopik bir "adalet" dünyasını sunar. Bu distopyada beraat olayı asla yoktur. Zaten bu "beraat olmama hâli" distopyayı oluşturur. Öyle ki yazarın Josef K. ile bize göstermeye çalıştığı dünyada yargılanan veya davası olan hiç kimse gerçek bir beraat yaşamaz. Adelet sistemi tüm alt/üst merciileriyle "bir çöplük ve kokuşmuşluk" içinde bize sunulur. Eserde sunulan "dünyada" her şey alışılmışın dışındadır. Mahkemeler, yasalar her şey Kafka'nın yarattığı o distopik dünyada bambaşka bir hâldedir. Mesela hem üst düzey avukatların hem de alt düzey avukatların olması, sunulan distopyada sadece alttaki avukatlarla iletişime geçilebilmesi, mahkemelerin tüm unsurlarıyla absürd bir şekilde eserde yer alması gibi... Tüm bu unsurların ise ortak bir özelliği vardır, hepsinin bu kokuşmuş düzene ayak uydurması ve bu durumdan hiçbir şikayetlerinin olmaması... Josef K. bile ilk başlarda tepki göstereceğini söylese de onun da bu düzenin içinde eridiğini görüyoruz. Sonra burada hiçbir zaman dava ilerlemez, hatta herhangi bir gelişme bile göstermez... Kitabın bir bölümündeki örnek hikâyede anlatıldığı gibi davalar hep sürüncemede kalır... İşin garip tarafı buna kimse herhangi bir tepki de göstermez, bu durum kanıksanmış bir şekilde devam eder... Davası olan kahramanımız Josef K. bile... Sonunda da bu değişik yargı sistemi tarafından "utanç" bir şekilde infaz edilir... Zaten eserin en büyük argümanlarından biri de bu utanç duygusuyla birlikte ezilen insanların pasif duruşunu ortaya koymaktır. Eser, distopya olmasından ötürü karanlık bir atmosfer
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201963,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Doğu'nun Limanları
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2022 17:53
İsyan Kitabdar'ın Paris'te karşılaştığı bir yabancıya tüm hayat hikâyesini anlatması ve toplam dört günü bu yabancıyla geçirmesi işleniyor.Sürükleyici ve etkileyici bir tarzı var...Doğu,batı kuzey,güney gibi bir bölgeyi ve yeri temsil eden kişi olmaktan çok bir dünya insanı olma meselesi var eserde...Yalnız bu durum biraz abartılmış gibi...Çünkü karakterin soyunda tüm dünya kimliklerini görebilmeniz mümkün.Osmanlı,Anadolu,memleketim dediği ve kitaba ismini veren Doğunun Limanları olan Lübnan, Beyrut...Sonra da Filistin'e uzanan bir hikâye... Aynı zamanda gençliğinde okul için Fransa'ya gidip II. Dünya savaşına katılıp Nazilere karşı direniş gösteren bir direnişçinin hikâyesi bu...Orada Yahudi ve Avrupalı bir kızla (Clara)tanışması savaş sonrası onunla evlenen Kitapdar'ın hikâyesi...Tüm bunlar söylediğimi kanıtlar nitelikte. Araplık, müslümanlık, Osmanlı hanedanlığı derken en sonunda Avrupa(Fransa)'da da Yahudi bir kadına aşık olma durumu var... Sanki yazar tüm insanlığı kucaklamak istemiş.Yaşadığı coğrafyadan ötürü de buna soyunmuş olabilir. Bu da çok doğal. Ancak tüm bunların tesadüfi olması, Kitapdar üzerinde birleşmesi durumu falan güzel ama tüm bunlar biraz fazla abartı gibi geldi bana. Ancak yaşadığı trajik şeyler,hayatının baharında tam mutlu olacağı sırada başına gelen o talihsiz durum okuyucuyu etkiliyor hiç şüphesiz. Zaten kitap asıl bu durumdan sonra daha merak uyandırıcı ve dramatik oluyor. Beni etkileyen en önemli kısım ise Kitapdar'ın kızıyla karşılaşması ve sonunda sevdiği kadınla yıllar sonraki ilk buluşmaları... Ama bu buluşmanın neticesi ne olmuş onu biz de bilmiyoruz.Bu merakla kitap bitiyor.Dili, akıcılığı çok iyi, kitabı üç günde bitirebilirsiniz.Bu fazla tesadüfi olaylar olmasa (başkahramanın yazarla tanışması da bir o kadar fazla tesadüfi
Edebiyat
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Buzul Çağının Virüsü
9/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2022 20:27
Kitap tam bir modernist öğeler içeren bir eser... Öyle ki bu alandaki tüm teknikleri bulabilirsiniz: Bilinç akışı, flashback, anlatıcı da farklılık (kimi zaman ben kimi zaman ilahi bakış açısı gibi), zamanda kronolojiye pek uyulmaması, kurguya zaman zaman uymama, mektup, anı, günlük gibi türlere yer vermesi, en önemlisi ve bu eserde en çok gördüğüm teknik olan metinlerarasılık... Oğuz Ataylardan tut Halide Ediplere, Schopenhauer'den Spinozaya, Sabahattin Aliler, Nazımlar, Aziz Nesinler, Orhan Veliler, Platonlar vs. gibi birçok edebi esere veya edebi kişiliğe gönderme veya onlardan alıntılara rastlamak pek mümkün... Bu yüzden belli bir kültür birikimine zorluyor okuyucuyu, yazarımız. Yani kitabın arka kapağında Enis Batur 'un da ifade ettiği gibi bu roman konfeksiyon tipi okuyucuyu epeyce bir zorlar. Modernist romana hakimseniz Oğuz Ataylar, Yusuf Atılganlar okumuşsanız ve de bu tarz romanları seviyorsanız çok başarılı bulacağınız bir eser. Tabii ki müzikten resime ve dünya edebiyatına kadar geniş bir bilgi yelpazeniz de olmalı ki eseri okurken sıkılmayın... Eser bunun dışında çok uzun olmamakla birlikte 218 sayfadan oluşuyor. Teknik açıdan bu tür romanlara alışık değilseniz bu size 500 sayfa gibi gelebilir ve arada mola vermek, devam edememek gibi sıkıntılara da sokabilir. Yalnız ara verirseniz tüm modernist romanlarda olduğu gibi geri dönmesi de bitirmesi de zor olabilir. O yüzden ara vermeden okunması gereken bir eserdir. Böylelikle eser birkaç günde bitirilebilir. Yazarın dili de (modernist tekniklerin kullanımı dışında) gayet sade ve anlaşılır bir şekilde... İçeriğe gelecek olursak, eser 50/60 yılların Türkiyesinde geçen bir aşk hikâyesi gibi görünse de o dönemin siyasi politik olaylarını örtülü bir şekilde de olsa bize yansıtıyor. Öyle ki Demokrat Parti'nin
Edebiyat
Buzul Çağının VirüsüVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2017434 okunma
Sevda Sokağı Komedyası
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2022 14:43
Kitap, Osmanlı'nın son dönemleri ile Cumhuriyet'in ilk yıllarını kapsayan bir dönemde geçiyor. Olaylar bu dönemde yaşayan üç kişi etrafında şekilleniyor. Aslında eser bu üç kişinin "Sevda Sokağı"nda bir araya gelmesini konu ediniyor. Eser tam bir komedya olsa da arada bir iki trajik olay da karşımıza çıkmakta. (Yangın olayı ve Leyla'nın hazin sonu...) Anne ve babasını bir yangında kaybeden Numune'nin hayatı bir Osmanlı hanımzadesinin yanına oda hizmetkârı olarak alınmasıyla bambaşka bir hâl alır...Eserimizin diğer kahramanı Macit ise birbirinden güzel kadın ayakkabıları yapan, aynı zamanda sanatla ilgili birkaç yönü de olan bir kişiliktir. Üçüncü kahramanımız Leyla ise güzelliğiyle olduğu kadar geçimsizliği ile de hayli dikkat çeken aynı zamanda bir cerrah hemşiresi olan bir tiptir. Bu üç kişi bir zaman sonra türlü tesadüflerle bir araya gelir. Macit, Leyla'ya gönlünü kaptırır. Leyla'nın gönlü ise bir doktor Kerim'e düşer. Ama bu imkânsız bir aşktır. Numune ise Macitle evlenmeye kafasını koymuştur. Böyle bir hikâyenin geçtiği sokak da mahalle sakinleri tarafından "Sevda Sokağı" olarak dillendirilir. İşte bu sokakta geçen bu üçlünün hikâyesini merak edenler kitaptan eski bir Türk filmi tadında büyük bir zevkle yararlanabilirler. Hem eğlenceli hem de 1900'lerin İstanbul gündelik yaşamını merak edenler için bilgilendirici bir eser. Eser, kolay okunabilir ve akıcı bir özelliğe sahip... Eserde ufak tefek kusurlar var. (Fazla tesadüfi olaylar gibi) Ancak buna rağmen eserin, Halide Edip'in artık romanda ustalaşmış olduğu dönemde yazıldığı unutulmamalıdır. Aynı zamanda eser, Halide Edip'in edebi hayatının üçüncü dönemini yansıttığı "töre romanı" türünden bir eser... Ben eseri, özellikle Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişteki "aile, kadın, kadına bakış, evlilik, ikili ilişkiler,
Edebiyat
Sevda Sokağı KomedyasıHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2018746 okunma
Bir tereddütün romanı
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2022 14:43
Eser, ilk olarak roman içinde roman gibi gözükmekte... Öyle ki kitabın ilk kısmı baş kahramanlardan Mualla'nın elindeki kitabı okumaya başlaması, bitirmeye çalışması, yaşadığı tereddütle birlikte o roman da bize yansıtılır. Biz de Mualla gibi o kitabı okumaya çalışırız. Ancak romanın diğer büyük kısmı ise asıl kahramanımız olan ismini değil mesleğini bildiğimiz Muharririn tereddütlü yaşamını anlatır.Çünkü bu kişinin hayatı baştan başa tereddütlerle geçer. Mesleğinde bir gazeteden başka gazeteye geçmesi, arkadaşlar çevresiyle bir uzak bir aşırı yakın olması...En önemlisi evlilik ve kadınlar hakkında tereddütte kalmasıdır... Aslında bu romanın asıl kahramanı bence kişiler değil "tereddütün tam da kendisidir." Çünkü sürekli altı çizilen şey bu kavramdır... Kitaptaki öne çıkan kişiler Muharrir, Muharririn evlenmek istediği ancak sonra vazgeçtiği Mualla ve daha sonra Muharrin karşısına çıkan bir kadın hayranı... Sanki roman bu Muharririn iki kadın arasında tereddütte kalması gibi görülse de olay aslında o kadar da basit ve sığ değil bana göre... Burada çok daha derin, felsefik düşünceler yatıyor. İnsanın hayatının başlı başına bir tereddüt silsilesiyle dolu olduğunun altı çiziliyor. İnsanların inanmakla inkar, yapmakla yıkmak, sevmekle nefret etmek, iyilikle kötülük, isyan etmekle boyun eğmek, ölmekle yaşamak arasında kalması anlatılır. Tabii burada Peyami Safa'nın psikolojik romanlar kaleme alması,bireye ve bireyin varoluşuna dair durumlara önem vermesi romanın neden bu şekilde yazıldığını gözler önüne seriyor. Kitabın okunması ilk başlarda zor gibi çünkü o ilk bölümdeki Mualla'nın kitapla mücadelesi ve muharrirle evlilik durumunu düşünmesi kısmı biraz sıkıcı... Mualla'nın elindeki kitabı (Peyami Safa'nın önceki kitaplarına sanki bir gönderi niteliğinde ve yine hastalıkla
Edebiyat
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209bin okunma