‘Derdimiz hep anlatamamak ve anlaşılamamak değil mi? "Ben öyle demek istemedim," cümlesi ile başlayan boğucu koridorların aşılması ne kadar zordur. Ardından gelen "Böyle demek istedim"ler de daha fazla ifadeye muktedir değildir. Üstelik bize hep ihanet eden dile rağmen bizi en iyi anlayacak olanı beklemiyor muyuz sürekli? Ve bizi en iyi anlayacak olanı bulduğumuzu zannettiğimiz her defasında yeni bir ihanete hoş geldin demiyor muyuz? Ve o her defasında yanlış kişi çıkmıyor mu? Hayret, sen, sen değilmişsin!’