Mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler. Mum karanlığın içinde süzülen, narin ruhlu insanların duyabildiği, içli ve ağır bir şarkıdır. Mum yakan kadınlar, hayallerinden vazgeçmeyen kadınlardır.
İnsanın müzmin kusurlarından biri de unutmayı hızlandırmak için kalbinde yeni yaralar açmaya razı gelmesiydi. Bazıları aklını uyuşturarak gerçekliğin ve hatıraların gece yarısı taarruzlarından, tuzaklarından, pusularından kaçmayı denerken bazıları da üstünkörü aşklarla kalbini uyuşturmayı seçiyordu.
Her şeyden uzaklaşıp kaçıp gitmek istediğinde dünya küçülür, küçülür ve daracık bir kapana dönüşür. Zihnini kaplayan karanlık leke güzel anların izlerini bir bir silerken, şarkılar ağır ağır susar.
Zorluklar bazen insanı tutarsızlığa mecbur bırakır ve ondan beklenenin tam aksine tavırlara iter. Gerçekliği inkârın bir yolu da aklın ve mantığın söylediğinin zıddını yapmaktır. Hayatımızı kaplayan yeisten, kara bulutlardan kaçabilmek için gerektiğinde gerçekliğin en yalın ve saf haliyle bile göz göre göre çelişmeyi, çatışmayı yahut onu büsbütün yok saymayı kabulleniriz.