"Nerelisin sen, caballero?"
"Çok uzaklardan."
"Peki, buraya neden geldin?" "Görmeye!"
"Neyi göreceksin be evladım! Ne diye yerinde oturmazsın? Her yer birbirine benzer. Neyine gerek senin? Hiçbir değeri yok bunların. Hepsi Azrail'in."
Hepsi Azrail'in! Nada, nada. Hiçbir şey, hiçbir şey! İşte İspanyol ruhunun en derin, en hususi çığlığı: Hiçlik bilinci - hayatın bir rüya olduğu. En basit köylüden Calderon ve Cervantes'e kadar herkesin, hayatın rüya olduğuna dair derin ve trajik inancı: Rüya görelim ruhum, rüya görelim.