Kitapta Buket Uzuner'in çeşitli ülkelerde yaptığı yolculuklar sırasında yanındaki yolcu ile yaşadığı anılar anlatılıyor. Daha ilk yolculukta düşüncem kendinin de her bölümde kullandığı "yok artık ya" oldu. Anlatımdan mı yoksa olay örgüsü ve olayın ta kendisinden mi bilmiyorum, bana kitap yazmak için yazılmış izlenimi verdi. Ve son bölümde "Buket Uzuner berbat bir hayal dünyan var" dedim. Kitap gerçek olaylardan oluşuyor ise bu kadar tesadüf mucize, yarı gerçek yarı hayal veya hep hayal ürünü ise başarısız. Ama fikir güzel, zaten fikrin nerden geldiğini de kitabın giriş bölümünde yazmış yazar...
"Onu kaybettiğim gün yok olurum, dedi. Çocukluk, gövdemizi, beynimizin birçok yanlarını, yılların akışıyla ağır ağır bırakır. Tıpkı toprak bir kaptan suyun sızması gibi, çocukluk bizden sızar. Son barındığı yer gözlerimizdir. Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır."