Bu kitabı okumadan önce yaptığım şeylerden biri, kültürsüzlüğümün nişanesi olarak sayabileceğim Panait Istrati kimdir, değişik isimmiş cümlesini kurduktan sonra bu ismi araştırmak oldu. İyice araştırdım. 20. yy çağdaş yazarlarından. İsmini, okuduğum kitabında çok duyduğum İbrail kentinde doğmuş Romanya’nın. Çok gezmiş İstanbul’dan tutun da bütün Avrupa’yı, hatta Ortadoğu’yu. Ama çok gezmiş deyince de böyle zenginmiş de rahat rahat gezmiş gibi anlaşılmasın.
Gariban yıkık bir hayattan kendi geleceğini iğneyle kazıyarak kurmuş neredeyse. Bir ara politikayla ilgilenmiş, sonra demiş insan önce kendini düzeltecek başlamış insanı yazmaya. İnsanı yazarken de kendinden başlamış, Adrian koymuş adını bir annesi bir dayısı varmış. Etrafındaki insanları anlatmış durmadan. Arkadaşlık teması üzerinde durmuş hatta kardeşlik temalı kan kardeşlik, kankalık ne bileyim artık çok da anlamı kalmamış buna benzer şeyler.
Kodin kitabında da yine bahsedilen genel temalarına uygun biçimde aynı karakterlerle üç farklı hikaye anlatılmış. Buna bir roman demekten çok novella demeyi tercih ederim. Kodin hikayesi beni çok etkiledi. Resmen yaşadım yani. Panait Istrati’yi sevdim ben, okurken çok samimi şekilde ilerliyor cümleler ama tabi bunun Yaşar Nabi Nayırla da doğrudan ilgisi vardır. Birçok şey düşündürdü okurken kimi yerde sevmedim, kimi yerde sıkıldım, kimi yerde bu kadarı da biraz fazla dedim. Ama her şeye rağmen okumuş olmaktan mutluyum. Sizlere de tavsiye ederim.
Yazarın dilini ve betimlemelerini çok sevdim. Yalın, tatlı, kibar geldi bana... Zaten ben böyle küçük çocukların başrolde olduğu eserleri okumaktan çok keyif alıyorum nedense... İki günde okudum, aktı gitti... Durulmuş okuma hevesimi yeniden alevlendirdi... Panait Istrati'nin diğer eserlerini de okuyacağım kesinlikle!
Bu eser roman olarak geçiyor; fakat üç adet öyküden oluştuğunu söylemek daha doğru olur. Bunlar, Istrati'nin Adrian'ının çocukluğunun üç farklı dönemini yansıtan öykülerdir.
İlk öykü olan "Bataklıkta Bir Gece" küçük Adrian'ı ve onun belki de kötülükle ilk travmatik tanışmasını anlatır ki, dayısının bu öyküdeki şok edici vahşeti karşısında onun hissettiklerini hissetmemek mümkün değildir. Açlığın, fakirliğin, iki üç ley için bu kadar harcanan çabanın gölgelediği hayat bu gibi insanları çarenin hapse girmek olduğunu düşündürecek kadar alçaltmaktadır.
İkinci ve kitaba adını veren "Kodin" öyküsü, kahramanının adını almıştır. Adrian ve annesi Komorofka mahallesine henüz taşınmışlardır ve Adrian 12 yaşındadır. Bu arada onların sürekli olarak taşındıklarını öğreniriz; gelirleri azaldıkça şehrin giderek dışına itilmektedirler. Şehrin bu pis işçi mahallesinde şiddet oldukça sıradandır. Öykü bize burada yaşayan liman işçilerinden korkunç Kodin ile Adrian'ın dostluğunu anlatır. Kodin, farklı koşullar altında bambaşka biri olabilecekken, şiddetle büyütülmesinden, çirkinliği sebebiyle sürekli dışlanmasından ötürü kendisi de şiddet sarmalına kapılıp gitmiş biridir. Büyüdüğü sokaklar, hapis yılları, onun farklı türlü davranmasına imkan tanımamıştır. Farklı bir davranış tarzı bilmemektedir; o çevrenin kendisinden ve diğer genç erkeklerin hepsinden beklentisi de budur. Çevresindeki hemen tüm işçi erkekler aynı kaderi paylaşır. O ortamdaki çocukların da kaderi büyüyünce abilerinkinden farklı olmayacaktır.
Kodin, aslına sevgiye, sevilmeye, kabul edilmeye ölesiye açtır. Saf, içten bir sevgiyi arzular. Fakat yetişkinler arasındaki dayanılmaz iki yüzlülüğü, sahtekarlığı, kimsenin kendinden başkasını düşünmediğini gördükçe bu sevginin olabileceğine olan inancı da gittikçe azalmıştır.
Panait IstratiKodinEgalité Üstad Panait Istrati'nin bu kitabında üç öyküsü var: Bataklıkta Bir Gece, Kodin ve Kir Nikola. Her birini okurken insan o sımsıcak dille yazılmış olan satırlara kendini kaptırıp gidiyor. İnsan sevgisi, yakın dostluklar, yardımlaşma, dayanışma, öte yandan türlü zorluklar, kıskanç veya kötü insanlar. Kitabın çevirisi de harika, ne de olsa çevirmen de bizim üstad. Üç öykünün de merkezinde küçük Adrian var. Bir nevi yazarın çocukluğunu temsil ediyor. Bu bakımdan da kitap cana yakın. İçerek güzelleşmek gibi, böyle kitapları okuyup da güzelleşmek var.
Lise yıllarımdan beri bıkmadan, usanmadan okuduğum öykü. Bir adamla bir çocuğun dostluğu nereye kadar varır? Istrati, en hüzünlü anılarınızı, tutku kabarmasıyla size anımsatan bir dosttur okurları için. Çünkü herkes illaki Kodin gibi biriyle tanışmıştır yaşamında.
`panait istrati` 'nin adrian isimli küçük bir çocuğun farklı zamanlarda farklı ve toplum tarafından bir yönü ile canavarlaşmış kişilerle yaptığı münasebetleri anlatan romanıdır.
-bataklıkta bir gece
-kodin
-kir nikola
"bataklıkta bir gece " bölümünde karısını sürekli tartaklayan dayısını, "kodin" bölümünde toplum tarafından dışlanmış bir katili ve "kir nikola" bölümünde yine toplum tarafından " pis " olarak lanse edilmiş bir insanı anlatmaktadır.
3 bölümde de şiddetle gözümüze sokulan şey önyargı, insanın nasıl geliştiği ve yöneldiği, çevrenin insanı nasıl ve neye göre sınıflandırdığıdır.
kitabın bana en tatlı gelen tarafı , kir nikola'nın güzelliklerden , iyiliklerden haberi olmayan dayısının insalık hakkında roman yazabilmesidir. çünkü adaletin, adil dağılımın , fakirliğin zerresini bilmeyen insanların bu konularda insanları yönlendirmesi ve buna razı ederek yönetmesi kitaptaki minvalde çağrışım yapmaktadır.
"en sevdiğimiz kimseler tutkularımızı anlamazlar " cümlesi kitapta en çok hoşuma giden cümledir. çünkü şahsi ızdıraplarıma vurgu yapmıştır.
romanın , bir insan olarak , bir ebeveyn olarak ve bir vatandaş olarak ne tür davranışların insanlara ne yönde zarar verdiğini bir kez daha anlamamı ve o tür davranışları yapmadığım için kendime olan saygımı artırmamı sağladığını söyleyebilirim.
seni seviyorum dimi dayı, seni seviyorum kodin , seni seviyorum kir nikola ve seni seviyorum yüreği büyük adrian.
İnsanları kötü diye yargılarken; kendi ahlaki değerlerimize, inançlarımıza, büyüme şeklimize ve yaşantımıza göre yargılıyoruz. Oysa içinde bulunduğumuz koşullar ve yaşadıklarımız, 'kötü' diye yargıladığımız ya da 'kötü' diye yargılandığımız insanlarla hiçbir zaman aynı değildir. Aynı göğe bakıp farklı iç geçiren, aynı havayı soluyup başka düşünen insanlarız. Aynı ailelerde doğmadık, aynı ebeveynler tarafından büyütülmedik. Aynı insanları sevmedik, aynı hayalleri kurmadığımız gibi, aynı hayal kırıklıkları da yaşamadık. Yani hayat; iyi olarak dünyaya gelen insanların iyi kalmasına müsaade etmediği gibi, yargılarımız da kötülerin sonradan iyi olmasına izin vermiyor. Istrati'nin öyküsü yaşama dair birçok soruyu bize sordururken, cevapları yine kendi içimizde bulmamızı sağlıyor.
Bazı kitapların canı var. Panait Istrati'nin "Kodin" adlı novellası da bu canı olan kitaplardan. Özellikle okuma zevkimin solmaya başladığı şu günlerde yeni bir yazar ile tanışmak, bana can verdi ve yeni bir soluk getirdi diyebilirim.
Panait Istrati'nin Kodin'i, çocukluğunda anne babası tarafından dövülen, çirkin olduğu için herkes tarafından alay edilen, dışlanan, sevilmeyen ve büyüdükten sonra kendisine yapılanların intikamını alan kötü bir adam ile bir çocuğun dostluk hikayesini anlatıyor. Her ne kadar konu itibariyle basit gibi görünse de kitap daha ilk cümleden itibaren okurda merak uyandırıp içine çekiyor.
"Dimi Dayı'yla ailesinin yaşamı, dış görünüşüyle özgürlüğe benzeyen gizli bir kölelikten başka bir şey değildi." ( Sayfa 7)
Kitap böyle vurucu bir cümle ile başlıyor, ki bana göre kitapların ilk cümleleri okuyucu ile kitap arasındaki temelin sağlam atılmasını sağlayan ilk etkenlerden birisi. Aynı şekilde Yabancı'nın ve Açlık kitabının giriş cümleleri de bende böyle bir etki
Güzel, duygusal, kısa bir hikaye. Çocuk ve yetişkinlerin sıkılmadan bir çırpıda okuyabilecekleri ve dolayısıyla okuma sevgisini kazanabilecekleri yegane bir kitap. Tavsiyemdir.
KodinPanait Istrati · Antik Kitap · 2014737 okunma
Sevgisizlik ve yalnizlik bir insana neler yaptirabilir? Cevabi Kodin'in hayatinda apaçık bir sekilde veriliyor. Anne ve babasi tarafindan lanetli bir insan muamelesi gören kodin, fiziksel görüntüsü, suça bulaşmış olmasi ve sert fitrati yuzunden toplumun dışına itilmiştir. hatta gettolaşmış mahalesinde bile kabullenilmiyor, insanlarin çekindiği korkunc ve devasa bir yaratik muamelesi görür. Ta ki mahalleye yeni taşınan 10 yaslarindaki Adrian ile tanisana kadar. Yuregi katilasmis ve toplumca dislanmis bir birey ile bir cocugun hikayesi.. aslinda bir hikayeden fazlasi..kitapta anlatilanlar bir öyküden ziyade yazarin kendi yaşamından kesitler. Cunku kendisi de benzer bir mahallede ve benzer toplumsal kesimlerle yasamistir çocukken.. O yuzden betimlemeler cok gercekci.
cocukken okuduğum, son zamanlarda açip tekrat baktigim ve sevdiğim romanlardan biridir kendisi.
KodinPanait Istrati · Oda Yayınları · 2004737 okunma
"Zorla yaptırılan iyiliğin değeri yoktur, içinde çıkar olan iyilik adamın yüreğini ısıtmaz."
Kodin , yazarın en sevdiğim en içten hikayesi. Bu kitabı mutlaka okuyun. Elinizde yoksa da, radyo tiyatrosunu dinleyin.
youtu.be/dV24hZsA98M
Dışarıdan kötü, itici ve korkunç görünen bir adamın içindeki güzellikleri, küçük bir çocuğun yüreğinden görün...
Sevgi ve ilgi görmeden, kötü ortamlarda büyüyen her çocuğun yetişkin olduğunda sorunlu bireylere nasıl dönüştüğünü bir kez daha kendi gözlerinizle görün...
KodinPanait Istrati · Oda Yayınları · 2004737 okunma
Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.
İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.
Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.
Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.