Ruh ve bilgi sayesinde Tanrı aşkı ile dolar, bütün dünyevi zevk ve arzuların üstüne çıkar. Bütün ahlaki kötülükler ya cahillikten, ya irade zaafından doğmaktadır; bunlara çare ise bilgi ( ma'rifetullah) ve disiplin (zühd)'dir.
En yüksek merhale ise insanın sonlu şufır halini arkada bırakması, Tanrı'yı "vechen" görmesi, onu akıl ile değil de apaçık "bedahet" halinde bilmesidir.
O'nu bildiğimiz herhangi bir şeyle kıyas edemeyiz. Tanrı hakkındaki bütün bilgimiz O'nun bizim içimizde oturmuş olmasıdır; bize kendi tabiatından birşey "üfleyişi"dir. Filon'a göre bilgi ve fazilet ancak insanın nefsini reddetmesiyle elde edilebilir.
İşte bu düşünce Yunan felsefesine üç ana noktada aykırı görünmektedir.
1) Akıl yoluyla açıklamaya hiç bir yer vermiyor;
2) Ahlakın burada önemli bir yeri yoktur; ve
3) Brahman ve Atman başka varlıklarla hiç münasebet halinde değil, tam bir yalnızlık içindedir.
Herşey nefs'den ibaret olunca insan nasıl hissedebilir, görebilir, anlayabilir ve tanıyabilir? Bilen'i nasıl bilebiliriz? "Görmede göreni göremezsin, işitmede işiteni duyamazsın, zihinde anlayanı anlayamazsın, bilgide bileni bilemezsin. Onun dışında görülecek, anlaşılacak ve bilinecek hiçbir şey yoktur". Onun teşhisi ilmin üstündedir. "Kim onu bilmiyorsa biliyor demektir; bilgiyle bilinmeyen bilmemekle bilinir.