Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Varlığın “niçin ve neden’lerini ben de çok öğrenmek isterdim, sinyor. Fakat onu hiçbir vakit bir “kül” halinde bir tek şekilde göremedim. Bu muazzam temaşa bir an durmuyor, dâima değişiyor, değişiyor...
— Kaynağına dönen damla, güneşe dönen ışık parçası ayrı mıdır, değil midir? Ben, sadece hepimizi içine alan muazzam bir vahdetin parçası olduğuna iman ettim.
Bundan ötesini, perdenin bu tarafında kimse idrak edemez.
— O halde?
— O halde, bu kadarı yeter, ondan ötesi... Bütün varlık, yerler, hattâ gökleri dolduran güneş manzumeleriyle bile birer gölge, geçici birer gölge oyunu!