Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürülecegimiz aklımıza gelmez. Kim bilir kaç milyon bebek , doğduktan sonra sevinçle, alkışla karşılanmış, daha o anda yaşlanmaya başladığı ve ölüm mahkûmu olduğu anasının babasının aklından bile geçmemiştir.
Hiçbir yere baglanmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum. Acımasız, soğuk bir duygusuzluk yerleşmiş, gerçek ölümün ve çürümenin dışardan da görüldüğü aşamanın eşiğine gelmiştim.
Jürgen biseksüeldi. VG hanedanıyla hiç uyuşmayan bir olgu daha. Ama yıl sonu bilançosu sebebiyle, onun her yaptığı şey görmezden geliniyordu. Ahlak anlayışını yumuşatan müzik değil, paraydı.