BOL SPOİ İÇERİR!!
Bazı insanların çocukluğunda aldıkları yaralar vardır. Hüseyin Kenan da bunlardan biri. Babasının yokluğuyla büyümüş, babasının yaptığı hatalar daima bu küçük çocuğun yüzüne vurulmuş. Hep içine kapanık bir çocukluk yaşamış. Büyüdükçe kendisini hiç bir işe yaramaz bir insan gibi hissetmiş, bir tarafı hep eksik kalmış. İlk aşkı Leyla'yı bu yüzden reddetmiş, bu aşk onu okadar etkilemiş ki şöyle bir karar almış; "aşkın dudaktan kalbe inmesine müsade etmemeli". Tek sığınağı kemanı... Hüseyin Kenan bir zaman sonra kemanıyla parlıyor herkesin hayran olduğu bir insan oluyor. Fakat kenan yine mutlu değil. Bu başarının daha evvel gelmesi gerektini heveslerinin söndüğünü söylüyor. Git gide vurdum duymaz bir insan oluyor. Dayısının yanına gidip bir müddet kalıp kemanıyla yeni eserler yapmak istiyor. Dayısının komşusu Nimet hanımla cilveleşmekten geri kalmıyor. Nimet hanım evli bir kadın. Daha sonra cavidan hanımla tanışıyor ona nişanlısı gözüyle bakıyor, başka bir kadın görünce cavidanı da unutuyor. Ve kendini şöyle tanımlıyor "Evet içimde derin sevdalara, büyük ihtiraslara yer kalmamış" Kenancım çapkın biriyim demiyorsun da....
Ve kınalı yapıncak Lamia... İzmir Bozyaka'da amcası Şükrü beylerde kalmakta. Yetim, öksüz on beş yaşında bir kız. Hüseyin Kenan'ın keman çalmasına hayran... Hüseyin Kenan her gece kemanıyla yeni besteler yapmak için uğraşır Lamia'da gizli gizli onu dinler. Hüseyin Kenan Lamia'yı tanıdığında onu çok mahsun bir çocuk olarak görür. Lamia'nın hayatını öğrendikçe onu kendine daha yakın görmeye başlar. Ona ilgi duymaya başlar artık ondan uzak duramaz olur ve Lamia'ya kötülük etmekten bile çekinmez.
Lamia on beş yaşında bir kız ÇOCUĞU, Hüseyin Kenan ise otuz yaşında. O zamanlar da böyle durumlar çok mu normal karşılanıyordu acaba? Kız