Sadece sanırım bir inceleme yapabiliyoruz. O yüzden alıntıya yazıyorum. Bu öykü topu topu 43 sayfaydı ama kitabı açıp kapatıp uzaklara daldım düşündüm. Akademik olarak resim eğitimi alıyorum. Içimdeki sanatı körükledi. Sanatı, arzuyu, tutkuyu bir insan bu kadar iyi anlatabilirdi. Sonsözü okuyup bir anca önce tuvalin karşısına geçmek, içimdeki ateşi püskürmek istedim. Gerçekten o kadar iyiydi ki sırf bu eser için Balzac'ın tüm eserlerini okuyabilirim. Ancak dışarıdan birisi için bu kitabın çok şey ifade edeceğini düşünmüyorum. Sanatla uğraşmak hiç olmazsa sanatla ilgilenmek gerek bu eseri anlayıp, hissedebilmek için. Daha önce Gogol'ün de ressam öyküsünü okumuştum fakat böyle etkili değildi. Gerçekten inanılmazdı. Iyi okumalar dilerim.
"Azizen burada bir kadın, şurada bir heykel, daha ötede bir kadavra. Senin yarattığın suret tamamlanmamış. Sevgili eserine ruhunun ancak bir parçasını üfleyebilmişsin. Prometheus'un meşalesi ellerinde defalarca sönmüş ve tanrısal alev tablonun pek çok yerine değmemiş."
"Bedenin en erotik yeri giysilerin açıldığı yer değil midir? (Metinsel hazzın sözünün geçtiği) sapkınlıkta erotik bölgeler bulunmaz... Psikanalizin dediği gibi erotik olan aralıklardır: Örneğin pantolon ile kazak gibi iki giysi arasında; önü açık gömlek, eldiven ve kol manşeti gibi iki kenar arasında parlayan ten erotiktir; baştan çıkarıcı olan işte bu parlamadır, daha doğrusu bir görünüp bir kaybolmanın sahnelenmesidir." (Le Plaisir du texte) -Barthes