Bugün bir Frenk görürsünüz ki yüzü sakaldan, bıyıktan görünmez. Yarın yine o adama tesadüf edip bakarsınız ki suratı avuç içi gibi tertemiz olmuş. Ben biraz tırnaklarımı uzatacak oldum, milletimizin içinde nazar-i tayibine uğramadığım kimse kalmadı.
Ah efendim, bizim halkta henüz diğerlerinin fikirlerine hürmet etmek his ve terbiyesi uyanmadı.
Gittikçe zaman bozuluyor ve halk azıtıyor. Bugün benim sarayımın kapısını tutarlar kız bahanesiyle, yarın İstanbul şehrini doldurur padişahın sarayının kapısını tutarlar başka bir bahaneyle. Vakt, erişti gibime gelir. Şu halka bir çare bulmazsak hepimizin kellesi gider. Yarın zulmu bahane ederler, öbürsü gün vergiyi, öbürsü gün sarayımızı, öbürsü gün ekmeğimizi... Ve birikirler, birikirler... Yüz bin yılın öfkesi ve de acısıyla. Şimdiki gibi sessiz birikirler. Ve bu kalabalığa güç yetmez. Onlarla ordular, bir dünya kadar ordu olsa baş çıkamaz. Bunlar bir araya gelmeyegörsünler, önüne geçilmez. Bir çare, bunları bir araya getirmemek için bir çare...