Deniz İşçileri / Victor Hugo
Bir kadın oğlu Gilliat ile gelir ve Guernsey’de perili olduğu söylenen bir ev alır. Çocuk büyür, kadın ölür. Gilliat, iyi bir balıkçı ve denizci olur. Eski bir denizci ve adanın ilk feribotunun sahibi olan yeğeni Deruche, Durande ile bir gün kiliseye giden Deruche, yolda onu takip eden Gilliat’ı görür ve adını karda yazar. Bunu gören Gilliat, Deruche’nin jestini sabit bir fikre dönüştürür ve o kız tarafından sevilmeyi umarak o kıza aşık olur.
Durande’nin gemisi, bu bölgelerde yelken açan ilk vapurdur. Bu özel yapım ve buharla çalışan buharlı pişirici, bölgedeki en iyisidir. Kaptan Durande, bu feribot sayesinde büyük bir üne kavuşmanın mutluluğunu yaşar. Ancak Durande’nin kaptanı Sieur Clubin, İspanyol kaçakçılar Tamaulipas ile bir anlaşma yapar. İspanyol kaçakçılar, dolandırdıkları para ve mallarla bu gemi ile kaçacak ve bir adanın kıyısına batacak ve gemiyi terk edecektir. Bu adamlar yıllar önce büyük miktarda para çalıp Durende adlı feribotun kaptanı Clubin’e para ödeyerek onu bu plana ortak yapmışlardır.
Gilliat halk tarafından bir kahraman olarak karşılanır. Ancak Gilliat duyduğu haber karşısında şok olur. Çünkü onunla evlenmek için çok şey yaptığı Deruchette, kasabaya yeni gelen genç rahibin onunla evlenme teklifini kabul ettiğini duyar.
Keyifli okumalar dilerim.
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,507 okunma
Lyon'da Düğün / Stefan Zweig
Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olmaktadır.
İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur.
Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.
1908 ile 1920 yılları arasında dergilerde yayımlanmış, beş uzun Stefan Zweig öyküsünün çok sonra kitap olarak çıkınca verilmiş adıdır. Bu öyküler "Kızıl Hastası", "Leporella", "Korku", "Benzer-Benzemez Kız Kardeşler" ve "Lyon'da Düğün"dür.
Stefan Zweig, bütün öykülerinde olduğu gibi bu öykülerinde de, tek tek bireylerin yazgıları üzerinde yoğunlaşırken, öte yandan değişik toplum kesitlerinin panoramasını da vermektedir.
Keyifli okumalar dilerim.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Bir Çöküşün Öyküsü / Stefan Zweig
Kitap XV. Louis döneminde Fransa iktidarında söz sahibi olan Madame de Prie'nin gözden düşüp kral tarafından herkesi kapısında kuyruğa sokan yetkilerinin alınarak o şatafatlı, bol aşklı, görkemli hayatından sürgün edilmesini ve sürgün sırasında yaşadıklarını, akli dengesini yitirmesini ve ilgiyi yeniden üzerine çekmek için yaptığı akıl almaz bir planı konu etmektedir.
Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.
Keyifli okumalar dilerim.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
Dalgalar / Virginia Woolf
“Dalgalar” isimli bu roman Woolf’un ölen erkek kardeşine duyduğu özlem yatmaktadır. Romanda hayat verdiği tüm karakterler Woolf’un kaybettiği kardeşi Toby ile aynı yaşta ölen arkadaşları Percival’e karşı hayranlık beslemektedir. Romanda tek konuşmayan karakter Percival’dir.
Eser 1931 yılında Virginia Woolf’un iki senede üç kez sil baştan yazması sonucunda yayınlanıyor. Diğer eserlerinde olduğu gibi “Dalgalar” isimli kitabında da bilinç akışı tekniği kullanmıştır. Bu teknik ile romanda işlenen karakterlerin hayatlarından birkaç kesit verilir ve okuyucu bunu sanki kendi zihninden geçiyormuş gibi hisseder.
Kitapta 6 kişinin okul, gençlik ve orta yaş dönemlerinde iç dünyalarını ve birbirlerine karşı hissettiklerini, özeleştirilerini birinci ağızdan okumaktayız.
Keyifli okumalar dilerim.
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,954 okunma
Güneşi Uyandıralım / José Mauro de Vasconcelos
Şeker Portakalı ile aklımıza kazınan Zezé, "Güneşi
Uyandıralım" ile tekrar karşımıza çıkıyor. Zezé artık 11 yaşındadır ve zengin bir aileye evlatlık verilmiştir. Bir gün yatarken bir ses duyar. Bu bir cururu kurbağasıdır. Ona yardım edeceğini söyler ve Zezé'nin kalbinin olduğu yere yerleşir.
Zezé okula gidemeyecek kadar hastadır. Zatüre olmuştur. Bir hafta sonra iyileşir ve okula geri döner. Artık kalbinin yerini dolduran kurbağası Adam'a her yeri gösterebilecektir. Okula dönüşünü Peder Fayolle büyük bir sevinçle karşılamıştır. Zezé Peder fayolle'ye kalbindeki kurbağası hakkındakileri anlatır. Eve geldiğinde piyona çalması gerekmektedir. Piyanosunun ismi Joānzinho'dur.
Hafta sonu geldiğinde Zezé sinemaya gitmek için evden ayrılır. Gitmesi gereken film yerine A Bedtime Story adlı diğer filme girer. Bu filmdeki başrol Maurice Chevalier'in babası olmasına karar verir. Artık Zezé'nin düşsel bir babası olmuştur. Maurice film çalışmalarından dolayı onu sık sık ziyaret edememektedir. Zezé onun da Portekizli Manuek Valadares gibi ölmesinden korkmaktadır. Ama Maurice artık Zezé'nin ona ihtiyacı olmayacağı güne kadar onunla kalacaktır.
Zezé'nin okulunda öğrenciler sıcak günlerde bile üniformayı çenelerine kadar iliklenmiş olarak giymek zorundadırlar. Ama Zezé bu şekilde giymek istememektedir. Artık gömleğinin yakasını açarak giymektedir ki okul müdürü onu yakalar. Zezé yine de fırsat buldukça o şekilde giymektedir. Bu yüzden başı belaya girer. Ama öğretmenler yaptıkları toplantıda Zezé'yi haklı bulurlar. Üniformaların da değiştirilmesine karar verilir.
Keyifli okumalar dilerim.
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma