"Hayat ruhumun öte yanında kararıyor. Kapkaranlık, umutsuz, dipsiz, zavallı bir hissizlik duygusu benliğimi esir alıyor. Öyle ki; bana kalemi tutmaya mecal birakmayan sıkışmış bir hareketsizlik duygusu ve aynı oranda öfkeli bir hareket özlemi var içimde..
Ruhumun olanakları ve sınırları; bu iki duygunun savaşında tarafların güç dengesini belirliyor. İki zıt kutbun ve iki ayrı itkinin kuvvetli bir biçimde esir aldığı bir zihnin savaşı hangi araçlarla olabilir? !Bir insanın hayatta hem bir adım ileri, bir parça daha ileri gitmeyi isterken aynı anda bir de yok olmayı, toz olmayı, hiçliğe kavuşmayı; kendisine ait herşeyi kişiliğinde ve kimliğinde sona erdirmeyi istemesi mümkün müdür ? Hem varlığının hem de yokluğunun akintisina karşı kürek çeken hummalı ve yorgun bir zihinde mümkündür. Varlık ve yokluk itkisi her ikisi de güçlü, bilinçaltında kök salmış, ruhu kendi savaş meydanlari olarak belirleme kudretine sahip, sözle teskin olmaz ve eylemle yatışmaz itkilerdir. Her ikisi de korkunçturlar. Ancak insan hiçlik duygusunun baskın geldiği anlarda yapay bir güven duygusuna kapilabilir. Ancak bu mutluluk yapay ve geçicidir. Sonra hayatın getirdiklerini reddedememekle onlara dört elle sarilamamak aynı anda kavrar insanın benliğini. Ne hırs ne de cekimserlik baskın gelebiliyor. Saplantılar, kararsızlıklar, toplumsal /bireysel eylemsizlik, korkular, istekler, isteksizlikler, yapay özlemler, mahrum kalinanlar , sahip olunanlar, beceri ve beceriksizlikler, patlayan öfkeler, kendi kabuğuna çekilmiş huzursuzluklar ve nefret duygusu.. Mevcut verili durumun insanının; hammaddesi bencillik olan, yolunu şaşırmış tutku ve komplekslerin esiri, varlığını özel bir mülk gibi yanında taşıyan, akıl dışı yaşama hapsolmuş çaresiz hali. Senin çaresizliğinin ise insanın çaresizliğinden farklı