-Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?
-Evet, yapacağım bunu. Başladım bile.
Öldürmek, Buck Jones'un tabancasını alıp ‘güm’ diye patlatmak değil!
Hayır.
Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... ve bir gün büsbütün ölecek
gece…
her şey yerini bulmuş gibi.
ben bile.
kumların üzerine oturmuşum,
yanımda bir kedi.
sanki hep buradaymış, sessiz,
beni tanıyor gibi.
dalgaların sesi,
sadece içimi susturuyor.
saçlarımı yalayan rüzgar
ısrar etmiyor,
geçip gidiyor gibi…
ve ardında ki bu koku
kim bu? kimin bu?
belki de zaman da yolcu bir koku.
yaşanmamış mı?
ben, kedi kumsalda bir sandala yaslanıyoruz…
tam bu 'an' dayız şimdi.
kokunun sahibini arayan
veya zamanı bekleyen, hissedenler gibi…
lolamia