Bir dönemin nabzını tutuyoruz Nurdan Gürbilek ile. Dönemin 80lerindeyiz ve sosyolojik tahlillerde buluyoruz kendimizi, ve ben doğmadığım yılların geçmişini okuyorum..
Sonlara yaklaşırken hafif bir Annie Ernaux Seneler hissi hafiften hissettirip kendini, kaçıyor hemen..
.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve şayet buradan bir dostluk oluşacaksa, bunu ilk kitabı ile yapmak istedim. Ve sevdim. Devamı gelecektir. Ve devamı bu ülke toplumunun nabzını tutmak adına sırasıyla gelecektir. Sırada 1995 Yer Değiştiren Gölge Nurdan Gürbilek
Okumaya başlarken aklımda Hannah Arendt'in Kötülüğün Sıradanlığı vardı. Ve nedense bir mahkeme salonunda oturan Michael ile Arendt'in yer yer birbirine karıştığını hissettiğim anlar oldu. Fatmagül Berktay'tan okumayı sevdiğim Arendt'i bir de bu kitap da görmek de etkiledi beni. Ve gittikçe önem kazanan düşünmenin etiği, düşünmek üzerine düşünmek, eyleme geçmek kavramların altında ezilmenin burukluğu ..
Sahi Hannah Schmitz ne görmeyi ummuştu acaba Michael'in gözlerine bakarken o cezaevi bahçesinde ve neden o kadar ketum davranmıştı ki kendini anlatmazken..
Ve düşünmek. Ne yaptığını düşünmek. Neye ortak olduğunu durup düşünmek, sadece işini yapmaya odaklanmak değil nasıl bir iş yaptığını ve niye yaptığını durup düşünmek..
" Günümüzde kitle demokrasisinin katılımcılığı, dönemsel olarak yapılan seçimlerde oy vermeye indirgenmiş durumda, dolayısıyla sahte bir katılımcılık. "