Yazara ait okumadığım bir Boş Dolaplar kaldı, Türkçeye çevrildiği kadarıyla. Daha önce de söylediğim gibi Ernaux okurken siz de kendi kişisel tarihinizde dolaşmaya çıkıyorsunuz toplumsal belleği de arkanıza alarak. Zira gerçekleşen yahut gerçekleşmeyen eylemlere yanıtlar ararken sınıf kavramına çokça uğrarken buluyorsunuz kendinizi, yaşadığınız ülkenin siyasal, sosyal dinamiklerini de hatırlarken.
.
Yazarın bu eserinde annesi ile olan ilişkisine konuk oluyorsunuz. Kendisinin de ifade ettiği gibi, yazar annesini yeniden doğuruyor bir nevi yazmaya hatırlarken kendisini. Annesi ile olan ilişkilerine sessiz misafir şeklinde eşlik ediyorsunuz ve öyle ki kimi anne-kız çatışmaları size kendi anneniz ile olan ilişkinizi hatırlama ve üzerine düşünme şansı da veriyor..
Ernaux ile ödül almadan önce tanışmış olmak çok kıymetli. Karşılık bulmuş olması çok daha kıymetli. Sevgi ile.
#annieernaux
#birkadın
#canyayınları
#cançağdaş
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,884 okunma
Olayın tüm canlılığı ile ama sanki kendisine de ait değilmiş gibi anlatılışı.. Kadınlar ve korkularının ortaklığı.. Belki de bir nevi olayı kendisinden çıkarıp, evrenselleştirmek de oluyordur bu. Ernaux çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor kürtaj deneyimini. Anlatırken sizi de içine çekiyor ve adeta yanı başında yürürken buluveriyorsunuz kendinizi.. Öğrenci yurdunda onunla birlikte bekliyorsunuz, yahut Paris'te bir kafede oturmuş randevu saatinin gelmesini beklerken, onunla birlikte siz de yokluyorsunuz saati.. Ve dönemin kadın hakları karşıtı yasalarına, pratiklerine siz de sinirleniyorsunuz günümüz Türkiyesinden.. Belki de tablo tanıdık geliyordur.
Kitabın beni en çok sarsan kısmı 61'de başlıyor ve sayfa 62 de zirveye ulaşıyor diyerekten noktalıyorum.