'Geminin Gelişi' adlı bölümle başlayan kitabımız Halil Cibran'ın hayata dair bakış açısını yansıtan kitabıdır da denebilir. Baştan sona öğüt niteliğinde olan kitapta; uzun yıllar aynı kentte yaşayan bir Ermiş'in yaşadığı şehri terk etmeden önce yaptığı konuşması aktarılmaktadır. Ermiş, Orphalese kentine; ezenle ezilenin, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğunu göstermek istemiştir. Evliliğe, aşka, suç ve cezaya, giysilere ve daha pek çok konuya değinerek Ermiş, hayatın her alanına dair düşüncesini terk ettiği kentine yansıtmıştır. Belki de bu kitap Lübnan'dan Boston'a göç eden Halil Cibran'ın kendi ülkesinden ayrılmadan önce halkına yapmak istediği çarpıcı bir konuşmadır.
Kitap, Halil Cibran'ın bir çok konu hakkındaki düşüncelerini belirli başlıklar altında toplayarak aktardığı sıra dışı bir kitaptır. Özellikle 'Özgürlüğe Dair' adlı bölümünde; 'Ve tahtından indirmek istediğiniz bir despotsa söz konusu olan, önce onun içinizde kurulu tahtını ortadan kaldırın' cümlesi bir konu hakkındaki bağımlılığı ortadan kaldırmanın yolunun önce ona duyulan içsel bağın ortadan kaldırılması ile mümkün olabileceğini göstermektedir. Bu bakımdan Halil Cibran, ülkesinin siyaset anlayışını da eleştirmektedir.
Göç olgusunun çarpıcı etkisi ile sarsılan Halil Cibran'ın olaylara, kadına, aşka, insana, hayata dair kendi ülkesindeki bakış açısı ile göç ettiği Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bakış açısını içsel bir mukayese ile değerlendirdiği kitapta göze çarpmaktadır. 'Akıl ve Tutkuya Dair' başlıklı bölümde; 'Aklınız ve tutkunuz denizlere açılmış ruhunuzun dümeni ve yelkenleridir. Çünkü tek başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güçtür: başıboş bırakılmış tutku ise, kendisini yok edene kadar yanan alevdir.' derken, yalnızca akıl ya da yalnızca