"Anlıyor musun, hı?"
"..."
"Sen de hiçbir şey anlamıyorsun, öf"
Mahsun bunu anlamış olmalı. Çünkü bu defa yüzüme donuk donuk değil, sıkı bir aparkat geçirir gibi bakıyor. Hayat öğretmemiş henüz bana, en sersemletici yumruklar, hep böyle yukarıdan baktıklarınız tarafından, aşağıdan çakılanlar. Neresi olduğunu bilmediğim bir yerim sızlıyor.
Kim bilir ne düşünüyorum? İnsan beş buçuk yaşında ne düşünür ki? Maziyi düşünmez herhalde henüz. Hatırlamakla zehirlemez aklını. Olup bitmişle değil, olacak olanla ilgilenir. Hatırlamaz, hayal kurar.
Soğuğu, çamuru, uykusuz menzil memurlarıyla, çıngırak sesleri, araba tamirleri, küfürler, arabacılar, demircilerle ve yollarda rastlanabilecek her türden hırsızı uğursuzuyla uzun, yorucu bir yolculuktan sonra bildik damını, onun kendisine doğru hızla yaklaşan sıcak ışıklarını gören yolcu ne mutludur!