Hiçbir şey karşısında sakin olamıyor gibiydi, her şey ve herkesten ya hayranlıkla ya da nefretle bahsediyordu, konuşurken öylesine şiddet doluydu ki, yüzü anında şekil değiştirip kötülükle bakan bir hâl alıyordu.
Beceriksiz davranışları da, güçlükle baskılamaya çalıştığı kendi hırslarından duyduğu korkudan kaynaklanıyor gibiydi.
Gerçeklerin, arkasında gizlendiğini sandığı sözlerin renkli bir balon köpüğünden başka bir şey olmadığını, patlayıp sona erdiklerini gördüğünden bu yana hayatın ne ifade ettiğini anlamakta zorluk çekiyordu.
Sen, beni hiçbir zaman, hiçbir zaman tanımayan; bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan öylesine geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
Artık her parçacığın kendisini ortadan kaldırabilecek bir karşı parçacığa sahip olduğunu biliyoruz. ( Kuvvet taşıyan parçacıklar söz konusu olduğunda, karşıt parçacıklar bizatihi parçacıkların kendisi gibidir. ) Buna göre karşı parçacıklardan meydana gelen karşı dünyalar ve karşı insanlar olabilir ancak karşı kendinize karşılaştığınızda elini sıkmayın! Zira her ikiniz de büyük bir ışık patlaması ile yok olursunuz.
Yıldızların çevresinde deniz seviyesinde yakamozlar serpiliyordu. Ay, suda yüzüyordu ve sonsuzluğunda son bulutlar, sanki ona aitmiş gibi yok olmaktaydı.