“Neden orada olduklarını bilenler de, bilmeyenler de Barış’ı sevdiler. Birbirlerini sevdikleri gibi. Bambaşka nedenlerle çiçeklerden uzak kalsalar bile çiçekleri sevdikleri gibi.
Barış da onları sevdi, hem de nasıl! Her birini ayrı ayrı sevdi. Oradan çıkıp da artık başının üzerinde yıldız görebilenleri bile unutmadı. Mektuplar yolladı onlara. Hiçbir zaman yerine varmayan, bazen kağıda dökülmeyen ve hep demir kapılara takılan mektuplar.”
“Nietzsche’den yaklaşık altı yüzyıl önce Mevlânâ diyordu ki: Geçmişi unut
Koy bir kenara
Yeni bir sayfa aç
Kurtar benliğini dünden
Bugünün çocuğu ol
Bütün bilgeliği ve gülümseyişiyle gençliğin, Şu anı hiç terk etme ne olur
Sonsuza uzanan şu günü, terk etme.
Denemenin bitişinde vardığım sonuç tatsızdı doğrusu: Çünkü Nietzsche de, Mirabeau da yeni bir şey söylememişti, İslam mutasavvıfları onlardan yüzlerce yıl önce bulmuşlardı gerçeği”