Leyl.

Ya Muhammed (s.a.v )
Senden sonra ümmetin dağıldı birer birer Bu dünya mü'minlere şüphesiz dar gibidir. Her geçen gün büyüyor sana olan hasretim. Sensizlik gönüllerde âh-u zâr gibidir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ne çığlık, ne gözyaşi, ne de kan
Uyandırmadı, insanlığı uykusundan .... Kurudu köklerim yeryüzünün bağrında .
Filistin
Aşk, asla paylaşılmayan sır:
aşk, asla paylaşılmayan sır Leyla'ya sordular: "Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni?" Kara gözlü, kara saçlı, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü: "Dostlar, bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?!.. Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden..." "İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kurtlarla, kuşlarla konuşur oldu..." "İşte bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracığımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!.." Katre-i Matem
aşk, ezeL de bir merhaba idi…
Fatih’in veziRi Ahmet Paşa; Cânıma bir merhabâ sundu ezelde çeşm-i yâr Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim… ( ezel gününde) Ruhların yaratıldığı elest meclisinde sevgilinin gözü benim canıma bir kez "merhaba" dedi. Ben bundan dolayı öylesine sarhoş oldum ki, daha sonra başka kimsenin merhabasını hiç tanımadım)
Sayfa 87·Kitabı okudu
Puan vermedi·248 syf.··
2026 10. kitabı
Sessizliğin güçsüzlük, çok konuşmanın ise bir güç gösterisi veya özgüven olarak algılandığı bir dönemden geçmekteyiz. İmam Gazali’nin bu eseri, tam da bu yanılgının ortasına bir ayna tutarak bize dilin aslında kalbin dışa açılan kapısı olduğunu hatırlatıyor. Kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki; çok konuşmak bir üstünlük değil, aksine insanı kötülüklere, kalp kırıcı laflara ve günaha daha meyilli hale getiren bir kontrol kaybıdır. Gün içinde fark etmeden o kadar çok malayani sohbetin içine dalıyoruz ve bu duruma o kadar alışıyoruz ki, bize artık normal gelmeye başlıyor. Oysa Gazali'nin de vurguladığı gibi dil, bizi hem cennete hem de cehenneme götürebilecek iki uçlu bir köprüdür ve bu köprünün varış noktası tamamen bizim elimizdedir. İslam bize "hiç konuşmayın" demez; ancak ya hayır konuşmayı ya da susmayı emreder. Kitaptan ve Kur'an-ı Kerim'den anladığımız üzere, hayır dışındaki her kelam aslında birer gürültü ve şer potansiyeli taşır. Başımıza gelen birçok musibet; gıybet, dedikodu, iftira ve kıyas gibi nefsani arzuların dilimize yansımasıdır. Sonuç olarak, dilimizi terbiye etmek aslında nefsimizi terbiye etmektir ve gerçek güç, fuzuli konuşmalarda değil, hayırlı bir sükûttadır.
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417bin okunma