Kapanan kapılarla içindeki öfke, her geçen gün biraz daha büyüdü Melike'nin. "Çocuklarımın hakkı yendi," diye konu komşuya dert yandı. Büyük abi: "Evi yaparken babama ben yardım ettim. O yurt dışındayken anamıza babamıza biz baktık. Ailenin büyüğü benim!" dedi. Küçüğü: "Onlar ata toprağında gönenirken gurbette sıkıntıyı ben çektim," dedi. Dedikodu almış yürümüş, mal kavgasının, kardeşlerin aralarını açtığı söylentileri de başlamıştı. Kötü sözler ekildi, gıybetler biçildi. Bu ekim, aileye huzursuzluktan başka şey de getirmedi.
Kardeşlik, birlik demek iken, el âleme karşı güç kuvvet iken, metrenin hesabı, bu birliği unutturmuş, araya uzun mesafeler koymuştu. Ortaya çıkan anlaşmazlıklar, bütün hatıraları sildi, her birinin içine kin tohumlarını ekti. Sanki o birkaç metre olmasa hepsi fakir düşeceğini sandı.
Her uykunun bir uyanışı vardır... Acı haber kapıya gelmeye görsün, her şey manasını yitirir, bize önceliklerimizi hatırlatır. Gidip de dönmemek, dönüp de görmemek, ölümle vuku bulur.