Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şeref verdiği topraklara da gözünü, gönlünü çevirmiştir. Medine-i Münevvere’de yıkılıp harap edilen İslâmî eserleri tamir eden, Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mescidini yeniden inşa ve ihya eyleyen sultan, Hazreti Hatice Validemizin (r.anha) hanesini de yaptırır. Kuba Mescidinin mihrabı, kubbesi ve bazı kitabeleri, yine başka Sahâbe-i Kirâmların mescitleri, o dönemde yeniden tamirden geçer.
Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Ravza-i Mutahhara’sının civarına çeşitli mescitler inşa ettirerek hacıların, bu kıymetli mekânlarda namazlar eda etmesine vesile olur. Mescid-i Nebevî’nin kubbesi yeşile boyanır, gönül haneleri, o yeşilin derinliklerinde kaybolarak derin bir huzura gark olur. “Yaklaştıkça yeşil kubbe” çarpar da gözlere; göz yaşarır, kalp incelir, bu vuslat anı, manevî âleminize daha bir rikkat çalar.
Yediklerimiz, ruh ve bedeni inşa eder
Atalarımız, yediklerimizin ruh ve bedene tesirini bildiğinden, şekerin en ham ve safi olanını aradılar. Yine tatlı; ama çok daha sağlıklı olan alternatifini tercih ettiler. Gıdalarda tabii olarak bulunan şekerlere ilave olarak, çeşitli tatlandırıcılarla tarifler, mahir ellerde yeniden yorumlandı. Böylece, insan fıtratına en uygun tatlar yakalandı. Alternatif değil; asıl olmaya daha layık bu yiyecekler, şekeri aratmayacak lezzette ve ona tamah ettirmeyecek kalitedeydiler.
Ecdadımız, yediklerimizin ruh ve bedene tesirini bildiğinden, şekerin en ham ve safi olanını aradılar. Yine tatlı; ama çok daha sağlıklı olan alternatifini tercih ettiler. Gıdalarda tabii olarak bulunan şekerlere ilave olarak, çeşitli tatlandırıcılarla tarifler, mahir ellerde yeniden yorumlandı. Böylece, insan fıtratına en uygun tatlar yakalandı.
İnsan sözlerinin dahi kendisine bağlandığı lezzettir tatlılar. Ona boyanmış sözler; güler yüze yerleşir, güller açtırır başka yüzlerde. Öyle ki dilin tatlısı, deliğinden dahi çıkarır yılanları. Kahveye hatırlar eklenir, "tatlı yiyelim, tatlı konuşalım." diyerek, muhabbetlere bahane edilir tatlılar. Tuzlu yemek ikramlarında dahi "afiyet, şeker olsun." der, ikramların ağız tadıyla yenmesi için şekere gönderme yaparlar.