“Matematiği de birincilikle bitirdim, bir de mastır yaptim. Bölümde asistan olmak istiyordum. Tek kişilik kadro vardı, bir de atanmış rektörümüz vardı. Rektörümüzün oğlu da bizim bölümdeydi, bölümü sekizinci olarak bitirmişti. Ben birinci; o, sekizinci. Hocalarımız onu göstermelik bir sınavla asistan aldılar. Herhalde sekizin, birden daha büyük olduğunu düşündüler.
Hiç de ihtiyaçları olmayan binlerce şeyi, sadece ucuz olduğu gerekçesiyle satın alıyorlardı. Öylesine alıyorlardı ki altmışli yılların başında Philadelphia trafiği, şimdilerde internet trafiği, kargo trafiği tıkanıyordu. (Kara Cuma adı KARAIŞIK’a kötü geldiği için olsa gerek, Kara Cuma’nın adını Efsane Cuma yaptırmıştı insanlara.)
Dostum, tiyatro, hastalık hastalarını, nalınları, nalıncı keseri gibi her şeyi kendilerine yontanları, üç kâğıtçıları, gösterişçileri, müsrifleri, cimrileri, ibişleri ve daha nicelerini anlatır. Şehirdeki insanlar sürekli bunlar arasında yaşadıkları için kanıksadılar hepsini; belki de bu yüzden seyirci bulamıyoruz şehirde.