Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar-geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur. Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektir. Oysa Martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı. Martı Jonathan, uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu.
Bir sıvışma yolu yok mu, Tanrım! Ne yapıp yapıp kaçmalıyım. Hemen, şu anda, kapı, pencere, dam, nereden olursa olsun, varsın etim damın saçaklarında lime lime doğransın! Ey inler, cinler, şu duvarı delmem için gerekli aletlerim olsa bile iş bir ay alır, oysa elimde bir çividen başka bir şey yok, süreyse bir saatçik!