“Kuru duadan başka dayanacak şeyim yok mu kalbinizde? Bana acıyıp bir şeyler yapmak gelmiyor mu içinizden? Yardıma koşmak da mı yok? Sizin sevgi dediğiniz oturup bekler mi sadece?.. Bir şeyler yapmaz mı?”
“Yere bambu bir mızrak düşmüştü. Tekmeleyince tangırdayarak içi boş bir ses çıkardı. Mızrağı elime alıp havaya kaldırdığımda gözyaşlarına boğuldum. Bambu mızraklara karşı atom bombası! Ah, bambu mızraklara karşı atom bombası! Trajikomik! Bu savaş olamaz. Savaş bu değil. İnsanlarımız sırf öldürülsünler diye vatan topraklarında sıraya diziliyordu.“
‘“…Belki de bu, gerçek bir inanç olmaktan çok, bir arzuydu... Ardından gelen beklenmedik gelişmeler ve rastlantılar... bunlar son derece olağanüstüydü. Tüm bunların, yılın tek soğuk gününde, havanın ateş yakmayı zorunlu kılacak kadar soğuk olduğu bir günde meydana gelmesinin nasıl büyük bir rastlantı olduğunu biliyor musun? Ateş olmasaydı ya da köpek tam o anda belirip senin omuzlarına atlamasaydı, kurukafayı görmemin ve böylece defineye sahip olmamın imkânı var mıydı?"’
“Tanrılar, tanrılarım! Akşam dünyası ne hüzünlü! Bataklıkların üstündeki sisler ne esrarengiz. Bu sislerde amaçsız gezinen, ölümden önce çok acı çeken, gücünü aşan bir yükü taşıyarak bu dünyanın üstünde uçan bilir bunu. Yorgun olan bilir bunu. Ve o pişmanlık duymadan terk ediyor dünyanın sislerini, bataklıklarını ve ırmaklarını, kendini çekinmeden ölümün kollarına bırakıyor, bir tek onunla huzur bulacağını biliyor çünkü.”