Macit

Genellikle kentte yaşayan ve orta yaş öncesini sürdürmekte olan, başarılı ve donanımlı bazı insanların, görünürde dinamik, aslında durağan bir hayat sürdürmekte oldukları izlenimini taşırım öteden beri. Hayatları biçimsel olarak iyi bir yörüngeye oturmuş, her şey yolunda görünmesine rağmen nedense zaman zaman hissedilebilen yavanlık göz ardı edilerek ve ayinler dizisine kapılıp gidilmekte olduğunu fark edemeden.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Büyük kent insanının sık kullandığı uyuşturuculardan biri de hız. Aynı şey, telaşsız da aynı sürede yapılabilir, üstelik yapılacak şeye ayrılan zaman ve enerjinin bir bölümü seferberlik sırasında tüketilmeden. Ama hız, insanın içindeki boşlukla yüzleş memesi için çağdaş normların da pekiştirdiği ve uyuşturucu niteliği kazandığında yavaşlatılması zor bir araç. "Yaşamın amacı ölümdür" ilkesi doğrultusunda, her anı, aslında ne olduğu da pek tanımlanmamış bir sona bir an önce ulaşmak istercesine yaşamak. Ölçülen zamanın egemenliği, benliğimize mal ettiğimiz çalar saatlerden ötürü ilk bakışta bize baş edilmez görünebilir. Ancak yaşantılarımıza dikkatle bakıldığında, pek çok şeyi, saati ayarlamış olduğumuz zamanda değil de "eşref saati" geldiğinde gerçekleştirebildiğimizi görebiliriz.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
"Çok yazık!" dedi Adrien hüzünlü bir biçimde boynunu bükerek. "Ben bir insanı sevmek için bir saatin yeterli olduğunu düşünürdüm." "Evet, ama bir insanı sevmek için önce tanımak gerekir." "Bence tam tersi: Bir insanı tanımak için önce sevmek gerekir. İlgimizi çeken insanlar kendilerini sevdirirler, sonra da bize, onları tanıma fırsatını sunarlar. Bütün kalpleri açan tek şeyin sevgi olduğuna inanıyorum.”
Sayfa 36·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
İçimizdeki boşluğu üst-sistemlerin gerçek ve varsayımsal beklentileriyle açıklamak ve doldurmak farklı bir durum. Kendilerine ayıracak vakit bulamamaktan yakındıkları halde, pazar günü geldiğinde ne yapacağını bilemeyen insanların sayısı o kadar çok ki.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Batı kültürü etkisi altındaki toplumlarda yüceltilen mantıklılık, korkularımızla ve kırılganlıklarımızla yüzleşme fırsatın dan yoksun kalmamıza, dolayısıyla kendimize yabancılaşmamızın artmasına neden olmakta. Mantıklılığı, korkularımızın ve zedelenebilirliğimizin üzerini örtmek için kullanırken, içgüdü sel sezgilerimize de yabancılaşıyoruz. Oysa insanlık tarihinin derinliklerinden getirdiğimiz, "sağduyu" denen bir hasletimiz var.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı