Bu adam öldürmüştü sevdiğini,
Ve bu yüzden de ölecekti.
Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Bunu böyle bilin,
Kimi hazin bir bakışla öldürür,
Kimi latif bir sözle,
Korkaklar öperek öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken öldürür sevdiğini,
Kimi ihtiyarken;
Kimi şehvetli ellerle boğar,
Kimi sevdiğini altına boğar:
Merhametlisi bıçağını savurur,
Çünkü böyle ölen çabuk soğur.
Kimi az sever, kimi çok
Kimi alır, kimi satar;
Kimi öldürürken gözyaşı döker de,
Kimi gözünü bile kırpmaz:
Çünkü herkes öldürür sevdiğini,
Ama herkes öldürdü diye ölmez.
Bu kitap, insanın kendine doğru yaptığı o zor, sancılı ama kaçınılmaz yürüyüşün bir anlatısı. Çocukluk saflığının, toplumun öğretilmiş doğrularının birer birer çatladığı; her çatlağın ardında yeni bir karanlık ve aynı anda yeni bir ışık belirdiği bir yol.
İnsan bazen dünyadan, insanlardan ve kendinden bile kaçmak istiyor. Ama kaçtığın her yol, seni yine kendine götürüyor. Belki de mesele, yürümeyi seçmek değil… Zaten yürümek zorundayız. Asıl mesele, yürüdüğümüz yolun bizim yolumuz olup olmadığı.
Kimi zaman dökülen yaprakların kokusunda, kimi zaman göğün griliğinde, kimi zaman da gözlerinin içine bakamadığımız insanlarda kendi suretimizle yüzleşiyoruz. Ve anlıyoruz ki; huzur, belki de hiç var olmadı. Çünkü insan, eksik kalmak için yaratıldı. Ama o eksikliği fark etmek… İşte bu, yaşamın ta kendisi.
Genel olarak beğensem de anlatım çok yoğun. Dikkatle okumak gerekiyor.
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,6bin okunma
Savaş kopacak. Göreceksin, nasıl birden patlak verecek! Herkes bayılacak bu işe; şimdiden düşman üzerine saldırma düşüncesiyle bayram etmeyen yok. İşte öylesine anlamı kalmamış yaşamlarının…
"Sanırım şimdiye kadar hep yollarda geçti yaşamım, ancak şimdi yurduma, vatanıma kavuştum."
"Kavuşma diye bir şey yoktur," dedi nazikçe. "Ama dost yolların birbirine kavuştuğu yerde, bütün dünya insanın gözüne vatan gibi görünür."