Arkadaşlarıma özelden sorar ve cevabını çok güzel bir şekilde alabilirim. Hatta Türkçe öğretmeni olan da var.
Ama ben bu konuyu önyargılı baskılar üzerine buradan belirtmek ve herkesle beraber aşmak istiyorum.
Buarada parantez açayım, "herkes" bitişik yazılıyormuş.
Peki, "hiçbir", "her şey"... Var mı bu gibi sözler?
Neden soruyorum? Çünkü Azerbaycan türkçesinde "heç bir," "hər şey", "hər kəs" ve türü sözler ayrı yazılıyor. Türkiye türkçesinde hiç bir eğitim almadığımı düşünürsek, "y-ğ" üzerinde çalışarak, hatta bir arkadaşımın çok güzel anlatımıyla zamanla ilerleme kaydediyorum. Yeri gelmişken; "qeyd etmək," "ola bilər," de ayrı yazılırken, Türkiye türkçesinde, "olabilir", "kaydetmek" v.s. yazılıyormuş.
Peki okulunu okumadan bunları öğrenirken, neden ben yargılanıyorum? Olamaz mı? İmla hatalarını kastetmiyorum bile. Ki klavye azizliğine uğrayabiliriz.
"Nahif", "Naif" sözlerini karıştıranlar da var. Bu gabileye ben de dahildim ta ki, bir kardeşim anlamını anlatana kadar.
Bir yanlış mı gördünüz? Uyarın! Ama üsluba dikkat ederek. Yargıyla değil, nahif, nazik bir üslubunuz olsun. Çok mu zor? Kırmadan, incitmeden uyarıyorum ben.
"Da", "de" ayrı yazılıyor mesela. Bitişik de yazılıyor.
Yer, mekan, konum bildirirken bitişik;
Misal: Evde(neredesin?), okulda(nerede öğrendin?), çantamda(kalemin nerede?)
Birgelik, beraberlik, hemfikir olurken ayrı yazılıyor.
Misal: ben de (ben dahil), sevgim de(sevgim dahil).
Anlaşılmak istiyorsak, anlamamız lazım.
Kitabsever
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/C3nbk4Qt_Tb
Bir ressamın anlaşılmak konusunda Oğuz Atay'a benzemesi mümkün müdür? O halde gelin sizle sanatın Oğuz Atay'ını konuşalım...
Bu incelemenin yorumlar kısmındaki her yoruma karşılık olarak size harika tablolar önerdim. Bu yüzden öneri almak için yorumlara bakmayı unutmayın.
Sanatçıları anlamanın biyografi niteliğinde eserler okumaktan geçtiğini düşünüyorum. Bu kitaptaki mektuplar Van Gogh'un eserlerini o kadar iyi açıklıyor ki, işçilere ve çalışma eylemine saygı duyuşunun bile Tanrı'ya hizmeti yücelten İncil kıssalarından geldiğini bu kitap sayesinde öğrendim.
Van Gogh’un kardeşine yazdığı mektupları okurken kendisinde inanılmaz bir hedefe adanmışlık hissettim. Eğer bir gün kendinizi kötü ve mental olarak düşmüş hissederseniz bence bu kitabı okuyup tekrar ayağa kalkabilirsiniz. Bu yüzden gerçekçi olmayan kişisel gelişim kitaplarından çok daha iyi bir kitap bu bence. Hem de her yaşa uygun!
Bu kitapla birlikte tablolarının içinden çıkacakmış gibi yaşayan çizimlerinin sebebini de öğrenmiş oldum. Van Gogh, hayatı her şeyin bütünleştiği ve karıştığı bir arena olarak görüyor. Bu yüzden nesneleri birbirinden ayrı olarak değerlendirmek yerine hepsinin birbiriyle karıştığı ve böylece bütünleştiği bir çizim tarzını tercih ediyor. Aynı hayatın kendisi gibi, değil mi?
Bu kitapta genel olarak Van Gogh'un ilk resim taslakları ve kardeşiyle mektuplaşmaları olsa da, kendisini gerçekleştirmek için durmadan uğraşan bir insanı da görüyoruz. Hayal kırıklıkları, sevinçleri, hüzünleri ve arzularıyla eksiksiz bir insan duruyor karşımızda. Yine de onu ölümüne doğru sürükleyen esas kaygıyı da satır aralarında okuyabiliyoruz: Anlaşılmak.
Van Gogh'un yaşadığı