O günden beri artık hiçbir engel tanımıyorum, çünkü ait olduğum kesimin normlarını ve kalıplarını anlamsız bulduğum için, artık ne kendimden ne de başkalarından utanıyorum.
Birara neydi o bulutlar
Somurtkan dudakları yere sarkan
Arkasında deniz alev alan adam
Çehrem sarsılıyor bakmaktan
Güneş inip suya dokun
Nehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol
Cahit Zarifoğlu
Zevkle seçilmiş bir kravat bile benim memnun edebiliyordu, güzel bir kitap, bir araba gezintisi ya da bir kadınla geçirdim bir saat beni sonsuz mutlu kılabiliyordu. Bu şekildeki varoluş biçimine en iyi gelen şey ise, tıpkı İngilizlere özgü kusursuz dikilmiş bir takım elbisenin toplum içinde hiçbir biçimde göze batmayışı gibi benim varoluş biçimimde de dikkat çekici hiçbir şeyin olmamasıydı. Sanırım hoş bir kişi olarak görülüyordum; seviliyor ve hoş karşılanıyordum ve beni tanıyanların çoğu mutlu bir insan olduğumu düşünüyorlardı.
Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
Dil İçi Çeviri:
Kimseden Bir Fayda Ummam
Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim
Sadeleştiren: Ahmet Muhip DıranasTevfik Fikret