• Dan Brown'ın efsanevi serisinin ilk kitabı olan Melekler ve Şeytanlar için yazdıklarım umarım sizi kitap için iştahlandırır. Arzu kelimesini mi kullanmalıydım acaba? Bu kitabı, bu seriyi okuyun dostlar.
    CERN de çalışan ünlü fizikçi Leonardo Vetra öldürülmüştür ve göğsünde illuminatiye ait bir iz bulunmaktadır. CERN direktörü, kahramanımız Robert Langdon'ı İsviçreye yani CERN'e çağırır ve bu cinayet ile ilgili yardım ister. Langdon, İlluminati kardeşliğinin bittiğini ve ne ile karşılaşacağını düşünerek CERN'e giderken öte yandan, babasının ölümünü öğrenen Victoria ile Langdon'un yolları kesişecektir. Ölüm, öldürülme şeklinin ilginçliğinin üzerine, Leonardo Vetra'nın keşfi olan karşımadde'nin çalındığı anlaşılmıştır. Karşı maddenin bataryasının 24 saat ömrü vardır ve bulunamaması halinde dünyamız için iyi şeyler olmayacaktır. Özete sığmayacak derinlik, detaya sahip olan Melekler ve Şeytanlar'ı okuduktan sonra, ' Bu kitap ekip çalışmasıyla yazılmış olmalı...' diyeceksiniz. 24 saatte başlayıp biten Robert Longdon maceralarının ilki olan Melekler ve Şeytanları, soluksuz okuyacağınıza eminim.
  • Hiç kendine sordun mu?
     Neden bazı insanlar gece namazına kalkarken kimisi uyuyor? Neden bir adamı mescide yönelirken görüyorsun da diğeri ezanı duyuyor ve telefon oyununu bırakmıyor?
    Neden birisi insanlardan yüz çevirip cihada  koşarken diğeri gitmiyor? Neden kimisi malını mücahitlere infak ediyor ve bu yüzden tutuklanıp hapse atılıyorken diğeri hükümetlerin yakalamasından korkuyor ve malını infak etmiyor? Neden bazı insanlar Cihad yolu üzerine sebat ederken diğerleri biraz "taviz verelim ki düşman bizden elini çeksin ve biraz nefes alalım" diyorlar?
     Neden bazı kadınlar eşlerinin cihada gitmesine mani oluyorken diğerleri altınlarını ve çocukların cihat için sunuyor?
    Neden falan alim kolaylaştırıyor, yumuşak bir dille anlatıyor, insanlar onunla iletişim kurabiliyor ve düşmanı defetmek için müslümanlarla çalışıyorken diğer alim sineleri daraltıyor, sert mizaçlı, kendisi iletişim kurmak mümkün değil ve kimse onunla  toplu bir amel yapamıyor?
     Neden kimisi muhtaç olduğunu ileri sürerek hırsızlık yapıp çalıyorken diğeri çok fakir bir hayat yaşamasına rağmen haklarını istemeyi bırak kimseden bir şey dahi talep etmiyor ?
    Neden bir kadın bu şiddetli sıcakta başörtü ve peçe takarken diğerinin hayası yok?
     Bu soruların tek bir cevabı var;  Kim salih amel işliyorsa  Allah'a ve ahiret gününe iman etmiştir. Kim de salih amel işlemiyorsa ya da günah işliyorsa onun imanı daha zayıf ve azdır. Ve eğer ıslah etmek ve düzeltmek istiyorsan İnsanların Allah'a ve ahiret gününe imanının artması için çalış. Ve onlara bunu hatırlatmaya devam et. Bunu çeşitli yollarla yeni,farklı, etkileyici araçlarla yap.
     Bu kısa sözler ümmetin kalkınmasında sen nasıl pay sahibi olabilirsin bunu izah ediyor; İnsanların Allahu teâlâ'yı tanımasını sağla. Onlara münasip bir yola "La İlahe İllallah'ın" gereklerini ve şartlarını açıkla. Bunu eski alimlerin kitaplarından zor bir dil ve üslup ile yapman gerekmiyor. Onlara Allahu Teala'nın sıfatlarını esmau'l husna'nın anlamlarını açıkla. Onların Allah'ın yüceliği, büyüklüğü, nimetleri ve kudreti hakkında düşünmelerini sağla. Onlara peygamberlerin, sahabelerin, salihlerin hayatını öğret. Kıyameti hatırlat, cennet ve cehennem ve hesaptan bahset. Ölümü ve kabri hatırlat ki ölüm muhakkak gelecektir bunda şüphe yoktur.
    Bu peygamberlerin görevidir ve bunlar Kur'an-ı Kerim'in ve Nebi (s.a.s)'nin bu din için vurgu yaptığı konulardır. Sahabeler bu konularla nasihat dolu bir atmosferde yaşayarak sahabe oldular. Sen de onlar gibi olmak istiyorsan onların atmosferinde yaşa, ümmetin düzelmesini istiyorsan onların da bu atmosferde yaşamasını sağla. Vaktini bunun için ayır. Ömrün  boyunca müslümanlara bunu hatırlat. İslam Devleti kuruluna kadar sıkılma, ümitsizliğe kapılma ve duraksama. Çünkü Müslümanlar buna muhtaç, onların buna ihtiyacı var o yüzden durma. Biz her ne zaman gevşeklik gösterdiysek zafer gecikti ve vaziyet kötüleşti. Biz her ne zaman çalışıp çaba sarfettiysek zafer yaklaştı, vaziyet iyileşti ve ecir arttı.
  • "Ölüm canlanıp karşıma çıksa da üzerine yürümekten çekinmeyeceğim."
    Namık Kemal
    Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Düştüm çiçekler üzerine,
    Gayrı, ölüm şurada son gece...
    Kadimce
  • İnsan yumuşak yaratılmıştır. Siz, size dini çiçek, böcek, tatlı vs anlatan, hep iyilik hep güzellik “kalp temizliği” diye anlatanları istiyorsunuz.
    Halbuki Peygamber aleyhisselatü ve’sselam kaç müşriğin kellesini aldı biliyor musunuz? Kaç hırsızın elini kesti? Kaç cihada çıktı kafirle çarpıştı. Ama ayet bizi nasıl da anlatıyor bu durumumuzu:
    Ahzab 18-19
    Allah, içinizden (savaştan) alıkoyanları ve yandaşlarına: «Bize katılın» diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunların pek azı savaşa gelir. (Gelseler de) size karşı pek cimridirler(bencildirler). Hele korku gelip çattı mı, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince ise, mala düşkünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmiş değillerdir; bunun için Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah´a göre kolaydır.
  • ... Wallace'in teorisinin İngiliz İmparatorluğu'nun başka ulusları kontrol altında tutmak gibi çıkarları bakımından büyük sıkıntıları beraberinde getirdiğidir. Darwin'in teorisi ise hükümetin tüm planlarıyla birebir örtüşmekte, dahası hükümetin faaliyetlerini meşrulaştırmaktadır. Acı gerçekse şu: Wallace, İngiliz yönetici sınıfının fena hâlde nefret ettiği biriydi. Türlerin gelişimini açıklamak üzere ortaya attığı "barışçıl adaptasyon" fikri, İngiliz İmparatorluğu'nun kuruluşu ve bekası için gerekli olan şiddete dayalı araçlarla taban tabana zıttı. Öte yandan Darwin'in açıklaması, yaşam boyu süren bir ölüm kalım mücadelesinin doğanın temel kuralı olduğu yönündeydi. Bu teori, 19. Yüzyıl İngiltere'sinde bilimi emperyalizmin, küreselleşmenin, ırkçılığın, sömürgeciliğin, serbest piyasa ekonomisinin ve daha pek çok alanda güçlünün yanında konumlandırmıştır. Fakat eğer Wallace'ın dediği gibi hayat iş birliğinin olduğu yerde özü itibarıyla daha iyiyse ayrıcalıklar üzerine kurulu bu dünya baş aşağı döner.
  • Bu toplumda hayatımız unutma ve geçiştirme üzerine kurulu.