Sibel

Doğrudan Alıntılarım-33
️“Bir alimin varlığın içyüzüne bakışıyla bir şairin kainata bakışı aynı mıdır? İlkinin gerçeği araştırmaya adanmış bakışlarında küçük bir kırgınlık, büyük bir sükunet görülürken ikincisinin benzersiz bir cennetin hayaline dalmış kararsız gözlerinde bir hüznün, bir ızdırabın varlığına şahit olunmaz mı? Alimin beyaz başı, hiçbir hararete karşı erimez karlarla örtülmüş bir dağ başı gibi hissiz, soğuk, büyük görünmez mi? Şairinki ise sisler, dumanlar içinde kalmış dağların doruklarını andırmaz mı?”s.3-4 “Orada o ağaçlıkta daha pek taze olan ağaçlardan birinin verem olduğunu gördüm. Bu ağaçlığın capcanlı ve ışıl ışıl olduğu baharda o ince, o küçük ağacın dalları, yaprakları sarkmış, kederli ve düşünceli bir halde duruyordu. Sonraları en hafif rüzgara karşı titrer, damla damla akan gözyaşları gibi küçük küçük yaprakları yere dökülür oldu. Narin vücudu akşamların rutubetinden etkilenmeye, rengi ve kokusu sabahın şebnemlerindem solup uçmaya başladı. Daima semadan bir şey bekler gibi duran ve günden güne sararıp solan bu güzel ağacın haline bütün kainat içinde yalnız seher, her sabah birkaç damla gözyaşı dökerdi. Bir zamanlar burada buluştukları halde artık kelebekler etrafında uçuşmamaya, kuşlar göğe değen başını teşrif etmemeye başladılar. Dokunaklı şey! Dallarında ne yeşil bir yaprak, etrafında ne beyaz bir kelebek, üzerinde ne bir kuş! İşte bu halde kuruyup bitti.”s.26-27. “Hiçbir kimsenin geçmediği, hiçbir sesin işitilmediği, insan hareketlerinin nadiren görüldüğü bu evde, bu tenha sokakta hayat belirtisi gösteren yalnızca bu ağaçtı. Bahar gelince çiçeklerle donanır, yazın yapraklarla süslenirdi. Dallarının, yapraklarının arasında yuva yapan kuşlar, gökyüzünde aşık, havada gebe, yapraklarının arasında anne olurlar. Işığa karşı uçuşurlar. Hep birlikte ötüşerek uzaktaki
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Doğrudan Alıntılarım-34
"Hafızam olaylarda olduğu gibi yüzlerde, okunanlarda ve yaşananlarda da en önemli olanı çoğu kez kendi karanlıklarına çeker ve bu derinliklerden bir zorlama olmadan, sadece isteğin çağrısıyla hiçbir şeyi vermez. Fakat kayıp gitse de ufacık bir ipucu, bir kartpostal, bir zarf üzerindeki yazı, sararmış bir gazete sayfası da olsa, unuttuğum şey her ne ise, oltaya yakalanmış balığın karanlık suların içinden fırlaması gibi hafızamda her şeyiyle birlikte canlanıverir. İşte o vakit bir insana ait tüm ayrıntıları hatırlarım; ağzını, gülerken ortaya çıkan, ağzının sol tarafındaki eksik dişi, kahkahasındaki çatlak tonu, bıyığının nasıl titrediğini, yüzünün nasıl değiştiğini, hepsini ama hepsini hayalimde canlandırabilir, yıllar öncesine gider ve o insanın bana söylediği her sözü hatırlayabilirim."s.3. " Acı bir tat kapladı dudaklarımı, unutulmuşluğun acı tadı: Eğer rüzgar, bastığımız yerlerde bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak?"s.17. "Okurun kavrayış kapasitesine göre kitapların kendi kaderleri vardır." s.33. "Kitapların kendi soluğumuzun ötesinde, insanları kendine bağlamak ve tüm yaşamların en acımasız düşmanı olan fanilik ve unutulmuşluk karşısında kendimizi müdafaa etmek için yaratıldığını bilen ben unutmuştum onu."s.34.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu

Sibel

, bir kitap okudu
7/10
·72 syf.·
2022 47. kitabı
Stefan Zweig
8.3/10 · 12,7bin okunma
Doğrudan Alıntılarım-35
" İnsan zekasının bir açıklama getiremeyeceği hiçbir olay zinciri olmamalı. Sırf bir zihin egzersizi olsun diye, doğru olduğunu ileri sürmeksizin, size olası bir düşünce yolu çizeyim. Bu yalnızca bir hayal ürünü, kabul ediyorum, ama gerçekler ne kadar da sık hayal gücünden doğar."s. 68-69.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu